|
||||||||||||||
|
Genç Beyin - Türkiye'nin en çok satılan ve okunan aylık kişisel gelişim dergisi · Yıl: 8 · Sayı: 86 |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
![]()
GENÇ BEYİN’İN 86. SAYISI • Bir sultanı kurtaran tahmin
edilmez olay |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
TUGED (Türkiye Gençlik
Derneği) “en iyiler”i seçti. 20’nin üzerinde alanda “en iyiler”in
belirlendiği yarışmada dergi dalında Genç Beyin “en iyi dergi”
seçildi. 28 Haziran 2008 cumartesi gecesi düzenlenen törende “en
iyiler”e şiltleri takdim edildi. Genç Beyin’in şildi dergimizin
sahibi ve yazı işleri müdürü Abdülkadir Akgündüz’e verildi. Genç
Beyin daha önce de 2 yıl üstüste “Yılın dergisi” seçilmişti. |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Daha önce 2 yıl üstüste “Yılın Dergisi”, 28 Haziran 2008’de de “en iyi dergi” seçilen Genç Beyin’e bir ödül daha geldi. İstanbul’da anaokullarından liseye kadar eğitim faaliyeti sürdüren Ufuk Okulları 9 Mayıs 2009 günü düzenlediği programda yılın “en”lerini belirledi. Yılın en çok okunan kişisel gelişim dergisi olarak da Genç Beyin seçildi.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
DİKKAT! Asıl kanayan yaranız bu olabilir! Evvelâ şu sözü hatırlayalım: “Ulaşmak istediği hedefi olana yol
vermek için bütün dünya ayağa kalkar.” Hedef denilince 3 süreç gelir
akla: 1- Hedef belirlemek. 2- Nasıl ulaşılacağına dair program
yapmak. 3- Uygulamaya geçmek. Olay özetle budur. Hedefe ulaşmak
kolay değil, gerekli bedel ödenirse aslında zor da değil! Bu yazıda
size hedefe ulaşma sürecindeki 45 takozdan bahsedeceğiz,
uyanıklılığınızı artıracağız. Bu takozlardan sizin durumunuzu
anlatan en kritik 5’ini tesbit edip bilinçli bir farkındalıkla veya
eğitimle onlardan âciliyetle kurtulun, sonra diğer 5 takoza geçin.
Böylelikle hayırlısıyla hedefinize yaklaştığınızı göreceksiniz
inşallah! Kısacası “Hedefe ulaşamıyorsun, çünkü...” Buyurun:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Tekrar tekrar okunup okutulması gereken bir yazı Merhamet “bir kimsenin veya canlının karşılaştığı kötü durumdan
dolayı duyulan üzüntü, acıma” diye tarif edilir. Başkasına acımayan,
herşeyden önce kendisine acınacak bîçâredir. Acımayan sevemez,
fedakâr ve faydalı olamaz. Acımayan duygulanamaz, içlenemez. Böyle
biri güzelliği bilmez, sanattan anlamaz. “Ahlâkın temeli
merhamettir” derler. Acıma, esirgeme, koruma, sevgi gösterme, yardım
etme... İnsanı başkalarına iyilik ve yardım etmeye yönlendirir
merhamet. Bütün yaratılmışlara sevgiyle yaklaşma, onları
kötülüklerden koruma ve kurtarma, zor durumlarında yardım etme,
bağışta bulunma, affetme gibi iyi huy ve davranışların başlıca
sebebidir.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Ne gevşek tellerden ne de çok gergin tellerden uyumlu ses çıkmaz! Stres uygun dozda olursa insanı motive eder, başarıya yönlendirir.
Bu konuda psikologların geldiği son nokta: “Stresinizi sevin!”
Elbette herşey gibi stresin de fazlası, daha doğrusu iyi
yönetilememesi başarı ve mutluluk yolunda ciddî bariyerdir; hergün
bu bariyerlere çarparak telef edilen nice hayatlar vardır! Stresin
tavan yaptığı 2 yer vardır:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Tehlikeli ve gereksiz istekleri kontrol edebilmek için Maddî ve manevî başarının köşe taşı sayılan “irade”nin tanımında 3
husus dikkat çeker: 1- Tehlikeli ve gereksiz istekleri kontrol
edebilmek. 2- Tembelliğin ve ertelemenin üstesinden gelebilmek. 3-
Verilen karar başarıyla sonuca ulaşana kadar onu kararlıkla takip
edebilmek. İnsanlar 2 sebeple iradelerine hükmedemezler: 1- Nefsanî
arzularına boyun eğme isteğine yenildikleri için. 2- Duyguların ve
harekete geçme karşısında duran direncin üstesinden gelemedikleri
için. Bu yazıda iradeye hükmetmenin “en etkili” 19 yoluna dikkat
çekeceğiz. Lütfen uygulayın:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Hitabetin en can alıcı noktası üzerine sonuç veren uygulamalar Harold Bell Wright bir mülâkatta yazdığı hikâyelerin kendisine yılda
100 bin $ gelir getirdiğini söyler. Booth Tarkington ve Robent
Chambers de benzer meblağlar kazanıyorlar. Doubleday Page şirketinin
büyük matbaası 17 yıl yalnız Gene Stratton Porter’ın romanlarını
basmakla meşgul olmuş, bu eserleri sonsuz bir tufan halinde
neşretmiştir. Bu kadının eserlerinden 1932 yılı itibariyle 17 milyon
nüsha satılmış, ona 3 milyon $ telif hakkı getirmişti. “İnsanlar
hikâye dinlemekten hoşlanır mı?” sualine bu rakamlar çok iyi cevap
vermiyor mu? Özellikle insanın kendi başından geçen macerayı
anlatmasından zevk alırız. Russel Conwell Elmas Tarlaları
konferansını 6 bin kez anlattı, milyonlar kazandı. Konferans şöyle
başlar:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Küçük bir cennete dönen problemli evliliğin inanılmaz hikâyesi (Yaşanmıştır!) |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
KÜTÜPHANENİZ HAZİNE GÖRSÜN! Eski(mez) sayıları yeniden bastık. Her sayısında yüzlerce seçkin
kitabın, onlarca seminerin, neredeyse sayısız tecrübenin yer aldığı
Genç Beyin külliyatına MUTLAKA sahip olun! 2.788 kitap, 599 seminer
yerine 1 takım Genç Beyin! Birine Genç Beyin verin, gerisine
karışmayın! Genç Beyin hayatınızda MİLAT olabilir. Şimdiye kadar
yüzbinlerce insanı başarı ve mutluluktan yana değiştirdi, eminiz
sizi de değiştirecek... Birçok Genç Beyin okuru gibi siz de
hayatınızı GENÇ BEYİN’İ TANIMADAN ÖNCE ve TANIDIKTAN SONRA diye
ikiye ayıracaksınız!
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Dünyanın her yerinden
Genç Beyin’e abone olabilirsiniz! Dergimiz, kapağı ve muhtevası ilgi çekici olduğundan normal
gönderiyle aboneye ulaşmayabiliyor. Genç Beyin’e yıllık abone olun;
her ay DÜZENLİ ve GÜVENLİ olarak kapalı ambalajda, imza karşılığı
derginize kavuşun!
Dergimiz Türkiye genelindeki bütün gazete bayiinde, seçkin
kitapçılarda ve süpermarketlerde bulunmaktadır. Fakat her ay Genç
Beyin’in DÜZENLİ ve GÜVENLİ olarak kapalı ambalajda, imza karşılığı
adresinize gelmesini istiyor musunuz? Abonelik ve eski sayıların
teminiyle ilgili bilgiler için tıklayın:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Okul birincilerinin ilginç ve sıradışı BAŞARI TAKTİKLERİ İstanbul’da bir vakıf 150 civarında okul birincisini “Boğaz turu”nda
biraraya getirdi. Özel gemiyle yapılan 4 saatlik gezide çeşitli ünlü
yazar ve sanatçılar da bulundu. Okul birincilerinin birbirleriyle
tanışıp kaynaştığı, geleceğe yönelik plân ve projelerini konuştuğu
gezide bulunan gazeteci-yazar İrfan Aydın okul birincilerine başarı
sırlarını sordu. Ortaya son derece ilginç ve sıradışı başarı
taktikleri çıktı:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Genç Beyin'le nasıl değiştiler? Arkadaşımız Hayri Uzun’un derlediği; mektup, mail, faks, telefon,
bizzat görüşme gibi yollarla bize ulaşan değişim haberlerini kısa
kısa aktarmak istiyoruz. Bu tesbitler değerli okuyucularımızın
dünyasında Genç Beyin’in yerini göstermesi bakımından önemli...
Üstün başarı ve sonsuz mutluluk dileklerimizle...
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
DİKKAT! Bu taktikleri her çeşit savaşta kullanın! Ateşle saldırının 5 yolu vardır: 1- Askerleri kamp ânında yakmak. 2-
Malzeme depolarını yakmak. 3- Malzeme taşıyan araçları yakmak. 4-
Düşmanın silah, mühimmat depolarını yakmak. 5- Düşman birliklerinin
arasına ateş atmak. Saldırıya geçmenin en önemli şartı ateş
imkânlarına sahip olmaktır. Gerekli malzeme her an hazır
tutulmalıdır. Ateşle saldırının mevsimi, yangın başlatmanın özel
günleri vardır. Uygun mevsim havanın kuru olduğu aylar olup özel
günler rüzgârın yükseldiği günlerdir. Ateşle saldırı esnasında 5
ihtimale hazır olunmalıdır:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Temmuz sıcağında tir tir titremeye hazır olun! Medine'de sıcaklar şiddetini iyice artırmıştı. Hz. Ömer'in (ra) oğlu
Abdullah da çalıştığı bahçesinde bir ağacın gölgesine sığınmış,
yemeğini yiyordu. Bahçe duvarının ötesinden geçen koyunlar tozu
dumana katarak giderken, arkasından yürümeye çalışan mecali tükenmiş
çobanın perişan hali Abdullah'ın dikkatini çekti. “Ey Allah'ın
kulu!” dedi, “Gel bir lokma yemek ye, bir yudum su iç de öyle devam
et koyunların arkasından!” Çoban elini ağzına götürüp dudaklarını
kapatarak bazı işaretler yaptıysa da Abdullah birşey anlamayınca
uzaktan cevap vermek zorunda kaldı:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Olumlu iç konuşmanın müthiş gücü Bu gezegende yaşarken tek bir şeyden emin olabilirsiniz: Aksilik. Er
ya da geç birşey plânlarınızı sonuçsuz bırakacaktır. İşin iyi yanı
şudur: Hiçbir olay siz öyle olduğunu söylemedikçe dünyanın sonu
değildir. Aksilik kaçınılmazdır ve hem içinizdeki gücü test etmek,
hem de gelişim için fırsat sunmak üzere ortaya çıkar. Sözlükte
aksilik “talihsizlik, perişan ve sıkıntılı durum, bir facia ya da
felâket” diye tanımlanır. Bunun anlamı küçük bir hadiseden hayatı
altüst eden felâkete kadar çeşitli şekillerde ortaya
çıkabileceğidir. Aksiliğin sizi etkileme derecesi bakış açınız,
tecrübeleriniz ve kişisel gelişim seviyenizle belirlenir. İşte
aksilikle başaçıkmanın yolları:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
HIZLI KARAR verme yolu (...) Çok kararsız biriydim; birşeyin %100 menfaatime olduğunun
garantisini verseniz, bunu ispatlayıp bana gösterseniz dahi o şeye
karar veremiyordum. Hayatımın baharı, yazı maalesef böyle geçti.
Genç Beyin’le tanıştıktan sonra problemimi çözdüm: “Sadece eş
seçiminde %70 kalitede bir kararı hedefle, onun dışındaki kararların
%20-30-40 kalitede bile olsa karar ver, adım adım %80-90 kaliteye
ulaşırsın!” Yani ben kendimi sadece %80-90, hatta %100 kalitede
kararlara kitlemişim; dolayısıyla ömrüm böyle bir kaliteyi beyhûde
beklemekle geçmiş. Hani gazeteciyle işadamı hikâyesi. Gazeteci
sormuş işadamına:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
15 şey sizi YALNIZ bırakır! Yalnızlık günümüz insanın temel problemlerinden biri…
Kalabalıklar içinde yalnızız, bazıları yaratılış itibariyle
yalnızlığı seviyor ama bir kısmı da yalnızlaşmış veya
yalnızlaştırılmış. Şimdi size 15 şey sunuyoruz, bunlar insanı
yalnızlaştıran temel özellikler… Dikkatle okuyun, gerekli tedbiri
alın, bilinçli yaşayın:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
ARILARIN BİR BİLDİĞİ VAR! 1. Arılar 1 gram bal için çiçeklere en az 7 bin uçuş yapıyorlar.
Senin ömür boyu mutluluk için yüzlerce kere pişman olmayı, binlerce
kere naz çekmeyi, onlarca kere kavga etmeyi, anlaşmazlığa düşmeyi,
hayal kırıklığına uğramayı, çiçekler getirmeyi, çikolatalar almayı,
yüzlerce kere özür dilemeyi, binlerce kere sözünü geri almayı,
binlerce kere "Özür dilerim!" demeyi, on binlerce kere "Seni
seviyorum!" demeyi göze alman gerekmez mi?
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Büyük değil, muhteşem ol! Günümüzde artık “büyük” yerine “muhteşem” olabilenler dikkat
çekiyor, ilgi görüyor, tercih ediliyor, akıllarda kalıyor. Nice
büyük şirket veya şahsiyet bu hassas özelliği, yani “muhteşem”liği
tutturamadıkları ya da muhafaza edemedikleri için yerinde sayıyor
veya krizlere dayanamayıp silinerek tarihe karışıyor. İşte
“muhteşem” olmanın 6 kuralı:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Surat asmayı bırak, bu yazıyı oku, çareleri uygula! Vaktiyle zarif bir lâl hanımefendiyle, naîf bir lâl beyefendi lâtif
bir izdivaç yapmışlar. Birbirlerine hürmetle muamelede, sükûtla
mukâbelede bulunurlarmış. Lâkin hanımefendi sevgisini göstermekte
beyefendi kadar cesur davranamaz, çekinirmiş. Yıllar sonra ikisi de
ihtiyarlamaya yüz tutmuşken birgün her ne ve nasıl olduysa beyefendi
hanımefendinin kalpcağızını incitmiş.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Hayatta en büyük arzusu profesyonel yazar olmaktı... 1923 yılıydı. New York’taki Paramount stüdyolarında senaryo editörü
olarak çalışıyordum. Birgün prodüktör Adolph Zukor beni odasına
çağırttı. İçeri girdiğimde elinde bir mektup gördüm. “Bu mektup
Roosevelt’lerden biri tarafından gönderilmiş!” dedi, “Bize John Paul
Jones hakkında yazmış olduğu bir hikâyeyi satmak istiyor.” Mektubun
en üstünde “Franklin D. Roosevelt, Maryland Fidelity, 120 Broadway,
New York City” yazılıydı. Prodüktöre…
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Okul birincisinden 5 TAKTİK (Bu yol haritası derece yaptırır!) En içten duygularımla Genç Beyin’in şimdiye kadar çıkmış ve bundan
sonra da çıkacak bütün sayılarındaki harfler sayısınca selâm ve
saygılarımı sunuyorum. Genç Beyin’i meydana getiren bütün zerre ve
terkipler sayısınca teşekkürler hepinize... Dergimizin inanılmaz
katkıları ve yönlendirmelerinizin tartışmasız etkisiyle,
hocalarımızın ve okul idaremizin profesyonel yaklaşımlarıyla okul
birincisi seçildim. Düzenlenen törende ilçe millî eğitim müdüründen
cumhuriyet altını ödülüyle “Onur Belgesi”ni aldıktan sonra çok
nâdîde rehber öğretmenim Nadide Gümüşsoy Genç Beyin’e yazmamı
istedi. “Okul birincisinden 5 taktik” başlığını da kendisi koydu.
Gerçi yazarlık yeteneğim gelişmiş değil ama inşallah öğrenci
arkadaşlara faydalı olur ümidiyle, Nadide Hocam’ın katkılarıyla
başarımın 5 sırrını yazmaya çalıştım:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Bunları uygulayan İŞ BAŞARIR! Marka propagandasını en iyi yapanlar çalışanlardır. Çalışanlar mutlu
edilmeli, söz hakkı verilmeli, şeffaf bir politika güdülmeli ki;
şirket çalışanları sayesinde ayakta kalsın. Bizde hâlâ eski
yöntemlerle, çalışanlara söz hakkı tanınmayarak yönetilen şirketler
var; bir süre sonra pes ediyorlar, çünkü artık çalışanlar
şirketlerini seçiyorlar. Şirketi yücelten nitelikli çalışanlardır.
Şirketler bu çalışanlara yatırım yapmalı. Çoğu yeni fikir
çalışanlardan geliyor, bunun örneklerini her yerde görüyoruz.
Meselâ:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Kişisel bağımsızlık için 10 ADIM Memur zihniyetiyle çalışmaktan, bıkıp usandınız; artık
bağımsızlığınızı, Azerîler’in ifafesiyle “müstakilliyet”inizi ilân
etmek istiyorsunuz. Bu elbette kolay değil; büyük fedakârlık,
milimetrik ayar ve hassasiyet ister. İşte size 10 adım: |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Çocuktaki potansiyeli ortaya çıkarmada 10 adım
1. Hayatının ilk 5 yılında alacağı fizikî, zihnî, hissî, sosyal
gelişim imkânları ve entelektüel uyarıcıların etkisine dikkat edin.
İlk 5 yaşta beyin ve sinir sisteminin hızlı gelişmesinde paralel
olarak çocuğun öğrenme kapasitesi hızla artmakta, yeterli zihin
gelişimi için çevreden gelen uyarıcılar önemli olmaktadır.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Başarının sırları bu yazıda! Böyleysen İŞİN YAŞ! Beyin ve kalp enerjini hedefe en uygun, en ekonomik, en etkili
şekilde kullanamıyorsan... Yazılı, mantıklı ve uygulanabilir plânın
yoksa... Hedeflerine uygun zaman limiti belirlemediysen... İnsanı
tanıma, anlama, tahlil etme yeteneğine sahip değilsen (insan
mühendisliği)...
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Hedef hakkında AYKIRI 13 sır Hedef belirleme önceliklerimizi tesbite, kendimizi düzene sokmamıza,
büyük kararlar vermemize, hayallerimizi gerçekleştirmemize yardımcı
olur. Zig Ziglar hedeflerin öneminden bahsederken şu soruyu sorar:
“Başı boş dolaşan bir genelleme mi, yoksa anlamlı bir özel durum
musunuz?” Hedeflerin gücüne o kadar inandım ki, sonunda
mygoalmanager.com adlı web sitesi kurdum. Bu sitenin amacı
kullanıcıyı tanımlamadan başarmaya kadar bütün hedef süreci içinde
yönlendirmek. Hedefe ulaşmak şunların yapılmasını gerektirir: |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
AKLINIZ VE KALBİNİZ NEFES ALACAK! Biri evlâdını kaybeden peygambere “Ey aydın cevherli, akıllı
ihtiyar!” dedi, “Tâ Mısır’dan gömleğinin kokusunu duydun da niçin
Ken’an kuyusunda onu görmedin?” Hz. Yakup (as) cevap verdi: “Bizim
hallerimiz çakan şimşektir: Bir an görünür, bir an kaybolur. Zaman
gelir göklerin yücesinde olurum, zaman gelir ayağımın üstünü
görmem!” Eğer derviş hep bir halde kalsaydı, iki cihandan da elini
çekerdi.
Deniz kıyısında bir zâhidi gördüm. Bir kaplandan yara almıştı ve
hiçbir ilaçla iyileşmiyordu.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Çocukların 6’sı okul, 2’si sınıf birincisi oldu! 5’i kız, 3’ü erkek 8 çocuğunu Merhaba... Ben Serkan. İlimizde yayınlanan bir yerel gazetede
çalışıyorum. Çaycılıktan paketlemeye, sekreterlikten yazarlığa,
muhabirlikten yöneticiliğe kadar her işi ben yapıyorum sayılabilir.
Yerel gazeteler mâlûm, çok dar imkânlarla ve genellikle birkaç
kişiyle ayakta durmaya gayret ederler. Genç Beyin gibi “hayal ötesi”
bir dergiyi maalesef geç tanıdım, fakat yine tanıyabildiğime
şükrediyorum. 14 yıldır bu işi yapıyorum. Bana “Bir dergi hayal et!”
deselerdi doğrusu bu kadar harikulâdesini tahayyül edemezdim.
“Fevkalâdenin fevkinde” bir eser ortaya koyuyorsunuz her ay. Sizi
yürekten kutlarım. Haziran başlarında bir haber yaptım ama onu kendi
gazetemizde tabiri câizse “heba etmek” istemedim; birden aklıma Genç
Beyin geldi ve aslında çok uzun olan haberi “özetin özeti” tarzında
kısaltıp size gönderiyorum. Şöyle ki: Bir ana-babayla tanıştım, daha
doğrusu bu ailenin benim dostum olan komşusundan “8 çocuğunu da
örnek şahsiyet olarak yetiştiren çift” sözlerini işittiğimde derhal
olayı zoom’ladım. Baktım ki; çiftin 5’i kız, 3’ü erkek 8 çocuğu var;
çocukların 6’sı okul, 2’si sınıf birincisi olmuş. 1.300 TL maaşla
geçinen ailenin istisnasız bütün çocukları öğretmenleri ve mahalleli
tarafından “örnek” gösteriliyor. Az denecek bir maaşla böyle
kalabalık nüfusu üstelik bu kalitede yetiştirmek inanılmaz bir
başarıydı! Aile fazla medyatik olmak istemediği, kem nazarlardan
korktuğu için görüşme randevusu almakta zorlandım ama sonunda
gazetecilik tecrübemle ana-babayı ikna etmeyi başardım, bütün
ailenin evde bulunduğu bir akşam vaktinde yaklaşık 3 saat misafir
ettiler beni evlerine... Önce derginizin ifadesiyle “ailenin Mimar
Sinan’ı” olan anneyi, sonra babayı, sonra da 8 çocuğu tek tek
dinledim. En büyüğü üniversite son sınıfta, en küçüğü ilköğretim 4.
sınıfa geçmiş. Hayli zengin bir malzemeyle veda ettim bu aileye. Eve
gelir gelmez geçtim bilgisayarın karşısına; sabaha yakın saatlere
kadar çalıştım ve bütün kaydı yazıya aktardım. Bilhassa ana-babanın
terbiye, eğitim, başarı, mutluluk, iletişim, model olma, güzel ahlâk
vs. tekniklerini Genç Beyin okurları için özetledim. Yayınlanırsa
sunulan taktiklerin bütün ana-babalara, hele çok çocuklu ailelere
ilaç gibi geleceği kanaatindeyim. İşte 5’i kız, 3’ü erkek 8 çocuğunu
örnek şekilde yetiştiren çiftten tüyolar:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
BAŞINI ELLERİNİN ARASINA AL, OKU! İnsan neyi hatırlayacak yarın? Eğitimle çocuk temel almamışsa,
karşılaştığı şeye kendi içinde rastladığını sanır. Zararlı
örneklerin pusu kurduğu ortam nefes aldırmaz ona. Binbir olumsuz
etki ruhuna zalim darbelerle iner. Her an karşısına çıkan sefil,
iğrenç sahneler onun zayıf zihnine hayatın en tabiî gereğiymiş gibi
siner. Mutlu bir çiçek olacakken çocuk hayata doyamadan ölür.
Örnekler bir mesajdır.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Ünlü marka sahiplerini tutuşturan kıvılcımlar Başarılı şahsiyetlere sorduğumuz, cevabını kendilerinden bir
cümle veya paragrafla yazılı olarak aldığımız “Başarınızı neye
borçlusunuz?” sorusunun cevaplarına devam ediyoruz: |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
SİZİN DE KALP GÖZÜNÜZ AÇILACAK! Birgün "Hoş geldin Bursa seyyahı, safa getirdin!" dedi babam. Oysa
benim nereye gittiğimi kimse bilmiyordu ya da ben öyle
zannediyordum. “Babacığım! Fakirin Bursa’da olduğunu nereden
bildiniz?” deyince babam “Sen 1050 senesi Muharrem ayında
kaybolduğun gece ben nice etkili dualar okudum. O gece rüyamda seni
gördüm. Bursa’da Emir Sultan Tekkesi’ndeydin. Ağlıyordun. Seyahat
için izin istiyordun.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
||||||||||||||
|
Hz. İsa (as) bile ona şifâ vesilesi olamadı! |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
İş kazası sonucu sağ elimi kaybettim, sonra yüz felci geçirdim, babam bir iftira sebebiyle hapse girdi. Başka sıkıntılarım da var. Hayatın neresinden, nasıl tutunabilirim? Bir iş kazası sonucu sağ elimi kaybettim, sonra yüz felci oldum,
babam bir iftira sebebiyle hapse girdi. Başka sıkıntılarım da var.
Hayatın neresinden, nasıl tutunabilirim? Yönlendirmelerinize çok
ihtiyacım var, zira durumum hayli kritik. E. G.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
“En mutlu insan kimdir?” yarışmasında ödül alan 4 cevap Bir İngiliz gazetesinin açtığı yarışmada okuyuculara şu soru
soruldu: “Yeryüzündeki en mutlu insan kimdir?” Gelen cevaplardan 4’ü
ödül aldı:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Uyumlu çalışmanın sırrı Genç yaşta emekli olan bir albay hep evde oturmaktan sıkılınca
bakkala gitmiş. "Sana ayda 200 TL vereyim, karşılığında hergün seni
denetleyeyim!" teklifinde bulunmuş. Bakkal hem para kazanacak hem de
kendisine uyarılarda bulunacak tecrübeli bir albayın yardımını
alacak. Teklifi hemen kabul etmiş.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
11 yıllık vaizin vaazı yeniden keşfi Eğitimin önemini biliyordum da, bu ölçüde etkili olacağını ancak
bizzat yaşadıktan sonra gördüm. 3 ay kadar önce Genç Beyin genel
merkezinde “Etkili konuşma (hitabet) ve diksiyon” seminerine
katıldım. Görev ve yaşayış itibariyle yeniden formatlandığımı
söyleyebilirim. 11 yıllık merkez vaiziyim; Necip Fazıl’ın gerçeği
bulup dönüş yaptıktan sonra söylediği ikilemeyi bütün samimiyetimle
söylüyorum: “33 yıl saatim işlemiş, ben durmuşum! / Gökyüzünden
habersiz uçurtma uçurmuşum!” Ben de 11 yıldır hakikaten gökyüzünden
habersiz uçurtma uçurmuşum! Semineri veren değerli hocamızın eğitim
boyunca aktardığı etkili hitabet sırları vaazlarıma ve diğer
sohbetlerime inanılmaz bir çekim gücü, cazibe, müessiriyet kattı.
Anlatılanların büyük kısmını uygulamaya derhal başladım, kalanını da
adım adım uygulayacağım inşallah! Bunca yıllık “ölü” denecek kadar
cansız vaazlarımı ve beni dinleme sabrını gösterenleri düşündükçe
utancımdan kahroluyorum. Seminer sonrası yaşadıklarımı, aldığım
geribildirimleri (feedback) başka meslektaşlarım ve Genç Beyin
okurlarına faydalı olur ümidiyle 4 madde halinde sunmak istiyorum:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
TUTUŞTURAN MEKTUP Bir ev hanımı
etkili bir hatibe NASIL DÖNÜŞTÜRÜLÜR? Bütün Genç Beyin Ekibi’ne
gönüller dolusu merhabalar... Nasılsınız arkadaşlar, mutlaka çok
iyisinizdir! Çünkü akılları ve kalpleri böylesine dolduran, doyuran
ve tutuşturan bir derginin yayın ekibi ne kadar bereketli dualar
alıyordur Allah bilir! Kendi adıma söyleyeyim: Sizleri tek bir
duamda dahi atlamıyorum. Artık otomatiğe bindi; bu yıl ÖSS’ye giren
oğlum Ahmet’le 6 yaşındaki kızım Reyhan’ı (Tabiî onların babası, 21
yıllık hayat arkadaşım, eşim Abdullah’ı da) nasıl hiç unutmuyor ve
atlamıyorsam sizler de öylesiniz. Çünkü Genç Beyin 2002 Nisan’ından,
yani ilk sayısından beri evimize güneş gibi doğdu ve hayatımızı
aydınlatıp ruhumuzu tekâmül ettirdi. “Ne biliyor ve uyguluyorsak
Genç Beyin’den öğrendik!” dememi lütfen mübâlağa saymayın. Çünkü ben
yetim ve öksüz büyüdüm; eşim lise 2’den terk, kendi halinde biriydi.
“Okumak” gibi bir eylem yoktu hayatımızda, bunu Genç Beyin’le
farkettik. 5.5 yıldan beri 330 haneli sitemizde her perşembe akşamı
1.5 saat sohbet (Seminer de diyebilirsiniz!) veriyorum.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
DİKKATLE OKU, TEDBİRLERİNİ AL! 1. Kendini zafer duygusuna kaptırmak: Bu duygu başarının, zaferin
kazanıldığı en parlak günlerde ortaya çıkar. Yöneticinin tam
rahatladığı dönemde, zaferinin keyfini çıkaracağı günlerde bazı
ayrıntıları gözden kaçırabilir. Başarı sarhoşluğu döneminde ihmal
edilen aksaklıklar zamanla büyüyüp şirketin pazar payını düşürür.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Cinnet ve cinayetlere EN ETKİLİ çâre Değerli Genç Beyin! Pertevniyal Sultan (1812-1883) Sultan
Abdülaziz’in annesi, 2. Mahmud’un hanımıdır. 10 yıllık evlilikten
sonra padişah öldü. 25 Haziran 1861’de Sultan Abdülmecid’in vefatı
üzerine oğlu Abdülaziz tahta geçince Pertevniyal Sultan “Valide
Sultan” ünvanını aldı. Oğlunun saltanatı boyunca Valide Sultan
kaldı. Bu mübarek kadın hayır hasenat işlerine çok önem verirdi.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
İNSAN OLUN ÇOCUKLARIM! Ana karıncayla baba karınca yavru karıncaları çevrelerine
toplamışlar, onlara karıncalık dersi veriyorlardı. Baba karınca
dersinin sonunu şöyle bitirdi: “Yavrularım! Hayatta karınca olmaya
çalışın! Hiçbir zaman karıncalıktan ayrılmayın!” Yavrular “Nasıl
karınca olalım? Karıncalığın yolları nelerdir?” diye sordular. Baba
karınca
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Bunları yap, dinleyicilerin dikkatini çek! 1. Söze başlamak çok zor, fakat son derece önemli bir iştir. Çünkü
söze başlanılacağı sırada dinleyicilerin dimağı rahattır ve onun
üzerinde iz bırakmak nisbeten kolaydır. Başlangıcı gidişata bırakmak
katiyyen doğru değildir, son derece itinayla hazırlanmak gerekir.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
55’inde ama hâlâ ana rahminde! Geleneksel ve kültürel normlar önceliği erkek çocuğa vermektedir.
Erkek çocuğu gelecekte, yani yaşlanınca "sigorta" unsuru olarak
görülür. Bu sebeple “beyin programları”na çok küçük yaşlarda
“İleride bizi bırakmayacaksın, bize bakacaksın!” garanti sözleri
yerleştirilir. "Sen evleneceksin, bir karın olacak. O el kızı, el
kızını değiştirirsin ama anneni değiştiremezsin!" türünden
bilinçaltına birçok kelime verilir. Küçük yaşlarda öğretilen bu
sözler ileride erkeğin hayatını olumsuz etkiler. Meselâ erkek çocuk
korumak adına aile odalarında ve kucakta yatırılır. Oysa çocuğun
özgüvenli olması ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerekir.
Bunun için de bir yaşına geldiğinde odası ayrılmalıdır. Aksi halde
anne rahminden çıkamayan, özgüvensiz, kendi kararlarını alamayan
anne güdümlü çocuklar meydana gelir. Benden destek almaya gelen
50-55 yaşlarında bir çift vardı.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
SÜPRİZ YAZI
Bu gerçek başarı hikâyesine
HAYRET EDECEKSİNİZ!
1995-2001 arası 23 farklı işte çalışıp hepsinden de çıkarak
istikrarsızlıkta rekor kıran biriyim. Büyük eniştemin “Artık bu işte
sebat et, istikrarla çalış!” diyerek rica minnet yerleştirdiği iş
cidden hoşuma gitmişti ve inanılması zor şekilde orada 8 ay sebat
edip çalıştım. Maaşım azdı ama artık eniştemin hatırına da olsa bu
işi sürdürmek istiyordum. Tam o dönemde 2001 ekonomik krizi patladı,
firma 35 kişiyi işten çıkardı. Tahmin edileceği gibi onlardan biri
de bendim. Son işsizliğimin ilk gününde moralim fevkalâde bozuk
vaziyette evimizin önündeki parkta otururken üst komşumuz diş hekimi
Engin Bey’in babası Mustafa Amca yanıma oturdu ve sordu: “Durgun
görünüyorsun, bir müşkilin mi var?” “Zar zor bulduğum son işimden de
çıkarıldım! Artık işten de, çalışmaktan da, hayattan da nefret
ediyorum!” deyiverdim birden... Mustafa Amca’yla bir saat kadar
dertleştik. “Şirkette kaç kişi çalışıyor?” diye sordu. “200
civarında!” dedim. Tekrar sordu: “Kaç kişi işten çıkarıldı?” “35
kişi!” dedim. İşte o anda kafama dank eden açıklamayı yaptı:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Bu kitapları MUTLAKA okumalısınız! Yurt içinde ve dışındaki dağıtımcı, kitapçı, işadamı, yönetici,
eğitimci, bilim adamı gibi her kesimden insanın büyük beğeniyle
okuyup istifade ettiği, kriz döneminde de kitap satılabileceğini
ortaya koyan kişisel gelişim kitaplarımızla kendinizi ve hayatı
keşfedeceksiniz. Çünkü bu kitaplar, kişisel gelişim ve başarı
alanında Doğu’nun ve Batı’nın en “ilginç, orijinal, faydalı”
birikimini günümüz insanına has bir üslûpla sunuyor. |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Genç Beyin okuru olarak NELER YAPABİLİRSİNİZ? Hangi başarılara imza atabilirsiniz? Diyelim ki; mütevazı, kendi halinde, Türkiye’nin veya dünyanın
filânca köşesinde bir Genç Beyin okurusunuz. Sadece her ay dergimizi
gazete bayiinden, temsilcilerimizden veya abonelik yoluyla alıp
okumakla yetinmemeli; birşeyler yapmalı; harekete geçmelisiniz.
Çünkü siz, Genç Beyin okuru olan bir “genç beyin”siniz.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Genç Beyin Seminerleri Birçok kişinin hayatını değiştiren, sizin hayatınızda da MİLAT
olacak seminerlerimize mutlaka katılın! |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
EŞ SEÇİMİNDE PÜF NOKTALAR Eş seçimi safhasındaysanız, GENÇ BEYİN Yayınları’nın Mutlu Aile
Serisi’nin 1. kitabı olarak yayınlanan ve büyük ilgi gören EŞ
SEÇİMİNDE PÜF NOKTALAR isimli “ilginç, orijinal, faydalı” kitabı
mutlaka okumalısınız. Bu alanda hazırlanmış ilk ve tek kitap olan Eş
Seçiminde Püf Noktalar üç bölümden meydana gelmiş: Birinci bölümde
beylere özel püf noktalar, ikinci bölümde hanımlara özel püf
noktalar ayrıntılı halde sıralanmış; üçüncü bölümde de eş seçimi
hakkında önemli ve en çok tartışılıp sorulan konulara derli toplu
açıklık kazandırılmış. İşte Abdülkadir AKGÜNDÜZ’ün kaleme aldığı ve
“Bu kitabı okumadan evlenmeyin!” başlığıyla sunulan kitabın arka
kapak yazısı: Bu kitap “evlilik yapmak”la “evcilik oynamak” farkını
ve bu farktaki ciddiyeti yakalayan ya da samimî olarak yakalamak
isteyenler içindir. Bu kitap evliliğin en önemli merhalelerinden
biri olan “eş seçimi”yle ilgili bilgi, tecrübe ve tavsiyelerin,
çağımız insanının idrâkine göre yoğrulup takdim edilmesinden
ibarettir. Bu kitap uzun lâfların kısa, pratik ve işe yarar tarzda
arzedilmesi; kitaplar dolusu bilgilerin özeti; saatler süren
nasihatlerin neticesidir. Bu kitap hayattan beklentilerini bilen,
hedeflerini doğru belirleyen, sağlıklı bir nesil için kendini iyi
tanıyan eş adaylarının buluşmalarını kolaylaştırmak için
hazırlanmıştır. Bu kitap ilk evlenecek olanlar kadar, yanlış bir
evlilikten sonra yepyeni huzur ve mutluluğu yakalamak isteyenlere de
eski hatalarını tekrarlamayıp daha uygun ve hayırlı adımlar
atabilmeleri açısından son derece faydalı olacaktır. Bu kitap “eş
seçimi” konusunda bütün denebilecek kadar geniş bir literatürün
kuyumcu hassasiyetiyle taranıp eş adaylarına öz hâlinde sunulduğu
yoğun bir çalışmanın ürünüdür.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Genç beyinler Genç Beyin tişörtü giyerler! Genç Beyin tişörtü hemen bitti, kumaş ve dikiş kalitesini
artırarak yeni bir üretim daha gerçekleştirdik!
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Bir ömür süren resim Kral çok güzel bir deniz manzarası çizmesi için ülkenin en iyi 2
ressamını çağırır. Resimlerden hangisini beğenirse onu alacak,
ressama yüklü meblağ ödeyecektir. Ressamlardan biri yaşlı ve
tecrübeliyken, diğeri çok gençtir.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Romalı generalin ibretlik hikâyesi (İradeye hâkimiyet budur!) Roma ve Kartaca denizin iki tarafında, karşıkarşıya bulunan iki
şehirdi. İkisi de çok güçlü ordulara sahipti. Aralarında savaş
çıkacaksa uzun ve dehşetli olacağı kesindi. Maalesef bu iki büyük
şehir dost değillerdi. Sonunda düşmanlık hissi savaşa sebep oldu.
Savaş uzun sürdü. Savaşın nasıl sonuçlanacağını kimse bilemiyordu.
Bazen zafer Roma’dan taraf oluyor, sonra yine Kartaca’ya dönüyordu.
Bazen Roma, bazen de Kartaca kazanacak sanılıyordu. Bu şekilde savaş
birkaç yıl sürdü. Bir çarpışma sırasında Kartacalılar Roma
generallerinden Regulus’u yakalayıp esir ettiler.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Okuyun, siz de mutlu olun! Dikkat! Mutlu ve huzurlu olma sebepleri sizde de var! Bütün
zorluk ve sıkıntılarınıza rağmen siz de mutlu ve huzurlu
olabilirsiniz. Şu kıssayı sonuna kadar okuyun, sahiplerini mutlu
kılan şeye sizin de sahip olduğunuzun farkına varın. Gözleri
görmeyen, ayakları yürümeyen kötürüm adamı mutlu kılan varlığın
sizde daha fazlasıyla mevcut olduğunu unutmayın: Gözleri yumuk,
ayakları çarpık kötürüm adam yol kenarındaki ağacın gölgesinde
ellerini açmış; görmeyen gözleriyle boşluğa yönelerek dua ediyor:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Hak hukuk anlayışındaki muazzam fark İslâm'ın doğduğu 6. asırda dünyadaki iki büyük devletin,
yönettiği halkına karşı tutumuna kısaca göz atalım. Sonra İslâm'ın
başlattığı yönetim örneğiyle kıyaslamasını yapabiliriz. O günkü iki
büyük devletten biri İran'ın ateşperest hükümdarı, koyduğu vergileri
anlatmak için halkı topladığı meydanda konuşurken bir fakirin
feryadına muhatap olur:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Müthiş bir ikna örneği (Fevkalâde!) 227'de vefat eden Bağdat'ın büyük velisi Bişr-i Hafî'nin mezarının
yanına Bağdatlı Şeyh Ebûbekir de mezar kazdırmıştı. Kabrinin başında
haftada bir hatim okuyup dönüyordu. Ne var ki kendinden önce meşhur
tarihçi Hatib-i Bağdadî vefat etti (463). O da Bişr-i Hafî'nin
yanına gömülmesini vasiyet etmişti. Kendisi için hazırladığı mezarı
muhaddis ve müverrih Hatib-i Bağdadî'ye vermesini rica ettiler ama
şeyh razı olmadı. Bu defa şeyhin babasına müracaat ettiler. Kendisi
gibi âlim olan babası Ebû Sa’d oğluna şöyle bir soru sordu:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
5. sınıftayken birgün arkadaşımı görmek için onun sınıfına gittim ve
sıralardan birine oturdum. Az sonra dersin öğretmeni Bay Washington
içeri girdi ve biraz sonra da benden tahtaya çıkıp birşeyler yazmamı
istedi. Kendisine bunu yapamayacağımı söyledim. “Niye?” diye sordu.
Bu sınıfın öğrencisi olmadığımı söyledim. “Farketmez!” dedi,
“Tahtaya gel!” Yine yapamayacağımı söyledim. Tekrar “Niçin
yapamazsın?” diye sordu. Bir süre sessizce durduktan sonra
“Efendim!” dedim:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Ölüm meleğinin cevabı Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ensardan birinin başı ucunda
ölüm meleğini gördü. Ona hitaben dedi: “Ey ölüm meleği! Dostuma iyi
muâmele et. Zira o bir mümindir.” Ölüm meleği cevaben dedi:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Avukatın maaşı niçin doktorunkinden fazla? İşadamının senelerdir hastalanınca gittiği doktoru ve her türlü
hukukî meselede başvurduğu avukatı varmış. Sık sık onlardan ne çok
memnun kaldığını vurgularmış. Ancak günün birinde doktor, avukatın
kendisinin aldığı ücretten çok fazlasını aldığını duymuş; bunu
işadamına sormadan edememiş, aldığı cevapsa gayet ilginçmiş:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Sigaradan tiksinmeme tavan yaptıran olay İlimizin en büyük ve tarihî camisinde ikindi namazını kılayım da
mânen şarj olup kendime geleyim dedim. Farz için safa girdim ama
solumdaki adamın afedersiniz leş gibi sigara kokmasıyla irkildim!
Bıyıklarının burun deliklerine denk gelen kısmı sapsarı olan adamın
yüzü de kül rengine dönmüştü sanki. Yerimi değiştirmek istedim,
fakat bu çâre değildi; gelen kişi aynı çileyi 4 rekât farz boyunca
çekecekti! İnanın milim abartmıyorum, lütfen yazımı yayınlarken
burayı makaslamayın:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Başarılı eleştiri İŞTE BÖYLE OLUR! Calvin Coolidge cumhurbaşkanlığı sırasında sekreterine “Bugün ne
güzel giyinmişsiniz! Siz gerçekten zevkli bir bayansınız!” dedi.
Sekreter bu iltifat karşısında şaşırdı, memnun da oldu. Ama Coolidge
sözlerini şu şekilde tamamladı:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
10 adımda STRES ANALİZİ 1. Stres faktörlerinizi belirleyin. 2. Boş sayfaya nelerin sizde
(olumlu ya da olumsuz) strese yol açtığını madde madde yazın, en az
5 madde belirleyin.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Mevlânâ çiçeği (Fesübhânallah!) Kırşehir'de makine mühendisi Ömer Çetiner tarafından çekilen
çiçek resminde ortaya çıkan semazenler görenleri hayrete düşürüyor.
İşte Sütleğen Çiçeği'ndeki semazenler!
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Hz. Mevlânâ’nın çok içli bir duâsı Yâ Rabbî! Halimize bakarak muâmele etme. Kendi ikram ve ihsanına
göre muamele eyle. Yâ Rabbî! Kerem ve lütfunla hidayet ettiğin kalbi
tekrar dalâlete (sapıklığa) meylettirme. Belâları bizden sarfeyle,
çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim!
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
7 BAHTİYAR KİŞİ Ebû Hureyre (ra) anlatıyor: “Rasûlullah (sav) buyurdular ki: ‘7
kişi var, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde
kendi gölgesinde gölgeler:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Hazır cevaplar Özel görevle İran’a gönderilen Muhlis Çelebi İran şahıyla
konuşurken şahın adamlarından biri kibirlenir ve eliyle işaret
ederek “Bu taçlar bizim imanımızdır!” der. Muhlis Çelebi sakin sakin
sorar: “Öldüğünüzde bu taçlarla mı gömülüyorsunuz?” “Hayır!” “O
halde siz kabre imansız giriyorsunuz!”
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Mâziyle alâkayı kesmek böyle mahçup etti! Hamdullah Suphi Tanrıöver tek parti (CHP) hükümetinin Maarif
Vekilliği'ni yaptığı yıllarda Bükreş'te elçi olan Yugoslavya'nın
büyük şairlerinden birini İstanbul'a davet eder. Gayesi İstanbul'un
güzelliklerini gösterip şiir yazdırtmaktır. Bunun için dolaşırken
Süleymaniye Camiî'ne de uğrarlar. Camiden çıktıktan sonra şair ve
iki arkadaşı böyle muhteşem camiyi yaptıran "Muhteşem Süleyman"
Kanunî'nin türbesini ziyaret etmek isterler.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Bu 2 soruya cevap verebilecek misiniz? Eski Mısırlılar’da ölüme dair şöyle güzel bir inanç varmış: İnsan
ölüp ruhu cennetin kapısına gelince kapıdaki görevli iki soru
sorarmış:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Fakirliğe sebep olan 3 KRİTİK DAVRANIŞ Önce şunu belirtelim ki; diğer musibetler gibi fakirlik de bazen
sırf bir imtihan, bazen sevgili bir kulun derecesinin yükselmesine
yönelik olarak verilir, bazen de günaha keffaret ve ceza olarak
verilir. “Belâlara en fazla müptelâ olanlar peygamberler, evliyalar
ve sırasıyla onlara benzeyen kimselerdir” meâlindeki hadîs-i
şerîften musibetlerin sadece ceza değil; yakınlık, üstünlük
göstergesi olduğu da anlaşılmaktadır. Bunu belirttikten sonra
fakirliğe sebep olan davranışlara geçebiliriz:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Bu çığlığı işiten dengesini kaybeder, kendine gelemez! Aynı mahallede oturan iki adam vardı. Çocuklukları da o mahallede
geçmişti. Bu samimî arkadaşlardan biri babasının yolundan gidip
tüccar, diğeriyse okuyup âlim oldu. Artık araları eskisi gibi
değildi. Tüccar olanı aşırı mal şımartmış, dinden uzaklaştırmıştı.
Zamanla Allah’ı da inkâr eder hale gelmişti. Arkadaşı buna çok
üzülüyor, düzelmesi için dua ediyordu. Kaç defa yanına gidip onunla
sohbet etti. “Arkadaşım! Boşver bu eski lâkırdıları! Dünyaya bir
kere geliyorsun.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
BU BAKKALI tanıyor musunuz? Yıl 1917’ydi. Ailesinin para durumları yüzünden okuldan atılan
genç evinin altındaki dükkâna bir sandık ayakkabı lastiği, bir
sandık şeker, birkaç teker kaşar peyniri, zeytin, makarna gibi
mallar koyarak bir nevi bakkal dükkânı haline getirdi. İşini en iyi
yaptı, dükkânını erken açtı ve hep temiz tuttu. İnsanlarla da arası
iyiydi. 10 senede çok iyi paralar kazandı, işini büyüttü ve bu
paraları da akıllıca yatırımlar yaparak kullandı.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Kılıçtan keskin, ordudan üstün kılıç İbadette ihlâs (sırf Allah’ın rızasını hedeflemek) nasıl olurmuş,
Hz. Ali’den (ra) öğrenin. Allah’ın arslanı savaşta bir yiğidi
altetti, hemen kılıcını çekip üstüne saldırdı. O müşrikse
Peygamber'in, her velinin övündüğü Hz. Ali'nin yüzüne tükürdü. Hz.
Ali derhal kılıcı elinden attı, onunla savaşmaktan vazgeçti. Savaşçı
er bu işe, bu yersiz af ve merhamete şaşıp kaldı. Dedi ki:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Sadece kötülere dua eden vaiz B ir vaiz vardı. Minbere çıktı mı yol kesenlere duaya başlar,
ellerini kaldırıp “Yâ Rabbî! Kötülere, fesatçılara, isyancılara
merhamet et! Hayır sahipleriyle alay edenlerin hepsine, bütün kâfir
gönüllülere merhamette bulun!” derdi, kötülerden başkasına duada
bulunmazdı. Ona “Hiç böyle bir âdet görmedik. Sapmışlara dua etmek
mürüvvet değildir!” dediler. Cevap verdi:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Namazın 50 vakitten 5 vakte indirilmesi nasıl gerçekleşti? Hz. Ebû Zer (ra) Rasûlullah’tan (sav) rivayet ediyor: “Ben
Mekke’deyken evimin tavanı yarıldı ve oradan Cibril indi, göğsümü
yardı, zemzem suyuyla yıkadı. Sonra da içi hikmet ve iman dolu altın
bir kap getirdi, onu göğsüme döktü, sonra da orayı kapattı. Sonra
elimden tuttu ve beni dünya semasına yükseltti. Dünya semasına
geldiğimde Cibril semanın kapıcısına ‘Aç!’ dedi. Bekçi de ‘Kim o?’
diye sordu. Cibril ‘Cibril!’ diye cevap verdi. Kapıcı ‘Yanında kimse
var mı?’ diye sordu. Cibril de:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Küçük iyiliğin BÜYÜK mükâfatı (Ruh mimarından ibretli bir tablo) Cüneyd-i Bağdâdî anlatıyor: “Bir mecusî vardı, ateşe tapardı. Kış
günü onu kuşlara yem verirken gördüm. Konuştuk: ‘İman olmayınca ve
İslâm dinine girmeyince bu yaptığın iyiliğin faydasını göremezsin,
Allah iyiliği ancak imanla kabul eder. Gel İslâm dinine gir!’ ‘Kabul
etmezse bile bu yaptığım iyiliği görüp bilmez mi?’ ‘Elbette görür ve
bilir!’ ‘Eh, bu da bana kâfidir!’
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
YÜZ KARASI! (Asla unutulmamalı!) 1. Dünya Savaşı (1914-1918) yıllarıydı. Memleketin genelinde büyük
sıkıntılar çekiliyordu. Açlık ve kıtlık kapıya dayanmıştı. Halk yarı
aç yarı tok süpürge tohumu yiyordu. Çok sert cezalara rağmen
yolsuzluklar bu karışık zamanlarda alıp başını gitmişti. Namuslu
insanlar açken namusuz fırsatçılar fırsatın canını çıkarmaktaydı.
Devrin Sadrazamı Talat Paşa’nın (1874-1921). kalabalık ailesi vardı.
Ve o günlerde sadrazamın sofrasında arpa, süpürge tohumu, nohut gibi
şeylerden mâmul ekmek konuyordu. Aile efradı aylardır beyaz ekmeği
görmemişti. Beyaz ve yumuşak ekmek üretiliyorsa da sadece
hastanelere veriliyordu. Tabiî bir de fırsatçı zenginlerin
sofralarında vardı beyaz ekmek. Tıpkı 2. Dünya Savaşı’nda
(1939-1945) da olduğu gibi. İşte o günlerden birinde erzak işleriyle
vazifeli Topal İsmail Hakkı Paşa hastane için üretilen beyaz
ekmeklerden bir kucak kadarını Sadrazam Talat Paşa’nın evine
gönderdi. Ev halkı kaç zamandır hasretini çektiği beyaz ekmeği
görünce çok sevindi. Paşaya sürpriz olsun diyerek söylemediler.
Akşam yemeğinde herkes sofraya oturunca beyaz ekmekler dilimlenmiş
olarak getirildi. Osmanlı Devleti’nin Sadrazamı Talat Paşa hayretle
sordu:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Kazancın en tatlısı Sultan I. Mahmud (1696-1754) kuyumculuk zanaatine pek meraklıydı.
Eli de bu işe yatkındı. Boş vakit buldukça birşeyler yapar,
yaptıklarını da sattırıp elde ettiği kârla hususî ihtiyaçlarını
görürdü. Bundan gayet büyük haz duyardı. Yine birgün devlet
işlerinden vakit bulup kuyumculuk ederken vezirlerden biri yanına
gelip
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Komutan bu işte! Moğol hükümdarı Cengiz Han’ın (1155-1227) “zulm ile âbâd” olduğu
günlerdi. Orta Asya’nın ortalarından bir çekirge âfâtı gibi yayıla
büyüye ilerleyen Moğol ordusu nihayet, pekçok İslâm beldesini de kan
ve gözyaşıyla çizdiği sınırlarının içine katıverecek kadar irileşip
genişledi. Hiçbir ordu bu istilâcı Moğollar’ın karşısında
duramıyordu. Cengiz Han’ın askerleri önlerine çıkan herşeyi kara ve
keskin orağın buğday başaklarını biçivermesi gibi biçiyor; ne taş
üstünde taş, ne omuz üstünde baş bırakıyordu. Harzemşahlar’ın ülkesi
de Moğol zulmünden nasibini almıştı.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
MISIR ATASÖZLERİ Mısır (Arapça: Mısr/Masr) Arap Cumhuriyeti Kuzey Afrika’nın
Nijerya’dan sonra 2. kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük kısmı Nil
boyunca yerleşir. Başşehir Kahire. Yüzölçümü 1.001.450 km2, 30. en
geniş ülke, nüfus 81.713.520 (2008). 26 Temmuz 1952’de bağımsız oldu
(İngiltere’den). En zengin 31., en müreffeh 115. ülke.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
O’na (sav) bağlılık örnekleri İmam-ı Şafiî Hazretleri’nden: “Rasûlullah ve eshabının yolunda
olmayanı havada uçar halde de görsem yine doğruluğunu kabul etmem!”
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Ateşin pişirmediği hamur Sah-ı Nakşibend Hazretleri Rasûlullah Efendimiz’in (sav) bütün
sünnetlerine harfiyyen uyar, yaptığı herşeyi yapmaya gayret ederdi.
Asr-ı saadette birgün Efendimiz (sav) ashabıyla ekmek pişirmek
istemişlerdi. Peygamberimiz ve ashabdan bir grup herbiri bir parça
hamuru ellerine alıp tandıra koymuşlardı.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Büyük zatlar şaka (latîfe) YAPABİLİRLER Mİ? Hindistan’ın büyük velilerinden Şeyh Tac’ın talebesi anlatıyor:
“Mecliste hocamızla birlikteydik. Hocamız bize yüksek hakikatlerden
bahsediyor, ruhumuza feyizler saçıyordu.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Japonlar’dan millî şuur dersi! Eğitim uzmanı Japon heyeti davetle geldikleri Türkiye’deki
araştırmalarını tamamlayıp Başbakan Turgut Özal’ın huzuruna çıkar,
gençlerimizin eğitim yetersizliğini şu soğuk cümlele ifade ederler:
“Bu eğitimle gençlerinize millî şuur vermeniz mümkün değil!” Şok
etkisi yapan bu tesbitten sonra sorular peşpeşe gelir:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Arıcılara müjde! (Deneyin!) Osmanlı medreselerinin ders programı sadece fıkıh, hadis, tefsir
gibi klâsik ilimlerden oluşmuyordu. “Riyazî ve tabiî ilimler”
başlığı altında cebirden müziğe, fizikten coğrafyaya birçok dalda
eğitim veriliyor, eserler telif ediliyordu. Hatta klâsik ilimlerde
meşhur âlimler riyazî ve tabiî ilimlerde de hatırı sayılır eserler
verip hayatı bütün yönleriyle kavrayabildiklerini gösteriyorlardı.
Bilhassa tabiî ilimlerde yazılan eserlerde tecrübe edilmiş
uygulamalara yer veriliyordu. Bazen uygulamalar inanılması güç
tılsımlı reçeteleri ihtiva ediyordu. Bu ilginç reçetelerden biri
meşhur Hekimbaşı Mustafa Behçetî’nin 1830’larda kaleme aldığı “Hezar
Esrar (Bin Sır)” eserinde yer alır. Kitaptan orijinal diliyle alınan
satırlar arıcılıkla ilgili tecrübeyi bakın nasıl anlatıyor?
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Üslûptan anlayan sultan Yavuz Sultan Selîm birgün nasıl olduysa gönül ehli şair Hikmet'i
yanlışlıkla üzüp yanından uzaklaştırmış. Hikmet de diyar diyar
dolaşıp yerleşecek yer aradıktan sonra nihayet Van Müftüsü'nün
yanında kâtip olarak çalışmaya başlamış. Aradan hayli zaman
geçtikten sonra Yavuz şairi tekrar bulmak istemiş. Fakat ara ki
bulasın! Şair sanki yer yarılmış da içine girmiş. Düşünmüş,
taşınmış, aklına bir fikir gelmiş: “Bir mısra yazayım, yarışma
düzenlensin. Mısramı beyte tamamlayıp en güzel mısrayı yazana
mükâfat vereceğimi ilân edeyim. Şüphesiz şair Hikmet de dayanamayıp
katılacaktır. Onu üslûbundan tanırım!” Sonra şu mısrayı yazmış:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Dedikoducuya ders Adam dost meclisinde dostlar arasında sohbet edilirken söze karıştı
ve mecliste olmayan başka biri aleyhinde dedikoduya başladı. Orada
bulunan büyük bir âlim adama doğru yüzünü çevirdi ve şunları
söyledi:
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Mısır koçanındaki sır Her soyduğunuz koçanın sıralarını sayın, tek sayılı sırası olan
mısır bulursanız tarihe geçersiniz. Zira bütün mısırların sıraları
çifttir! Ne müthiş tasarım değil mi?
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Titizlikle seçilmiş SEVİYELİ FIKRALAR Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaşlarında çok eski 3 arkadaştır.
Birgün Huriye Nuriye’ye telefon eder, Düriye’ye gitmeye karar verir
ve giderler. Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar, içerler.
Sonra Düriye yine “Ay kusura bakmayın unuttum, birer kahve yapayım
da içelim!” der. Huriye ve Nuriye birşey demez ve içerler. Aradan
biraz zaman geçer. Düriye yine “Size bir kahve bile yapmadım, hemen
yapayım da içelim!” der ve yapıp getirir. Bizimkilerde yine itiraz
yok. Akşama doğru Huriye ve Nuriye kalkar, yola düşerler. Yolda
bastonlarıyla yavaş yavaş yürürlerken aralarında şu konuşma geçer:
Huriye: “Kız Nuriye, gördün mü Düriyeyi? Ne kadar pinti olmuş. Bize
bir kahve bile ikram etmedi!” Nuriye: “Kız Düriye’yi ne zaman
gördün?”
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Bu kadar da olmaz ki! Siz hiç karanlıkta iyi göremediğiniz için yakıt deposunun tam
dolup dolmadığını çakmak yakarak kontrol etme cesaretini kendinizde
buldunuz mu? Şehirlerarası otobüs terminalinde otobüse mazot alan
muavin Z. T. deponun tam dolup dolmadığından emin olmak için çakmak
çakarak kontrol etmek ister. Sonuç: Buharlaşan mazotun parlaması ve
muavinin yanık tedavisi için hastaneye kaldırılması.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Şiir çalınır ama şair de çalınır mı? Belh şehrindeki biri meşhur şair Enverî’nin şiirlerini kendi
şiirleri gibi okuyan, üstelik de Enverî olarak tanınan bir adamın
yanına gider ve “Sen Enverî’yi tanır mısın?” diye sorar. Adam
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Hassas bir imtihan (Ehl-i dil olmak kolay değil!) Kanunî Sultan Süleyman’ın vefatından sonra yerine oğlu 2. Selîm
padişah olup tahta geçti. Birgün saltanat kayığıyla Boğazı gezmek
için çıktı. Giderken Boğaz’daki bazı yerleri yanındakilere
soruyordu. Beşiktaş’a geldiklerinde kendisine “Sultanım! Burası
Beşiktaş’tır ve Yahya Efendi Hazretleri oturur. Buraları o ihya
etmiştir” dediler. Sultan Selîm “Yahya Efendi nasıl biridir?” diye
sordu.
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Annelik sınavı (Babalar kızmasınlar ama…) Kadın 4 yaşındaki kızını yürüyüşe çıkarmıştı. Küçük kız yerden
birşey bulup ağzına götürdü. Anne zamanında davranarak elinden aldı
ve bunu bir daha yapmamasını söyledi. “Niye?” diye sordu küçük kız.
Anne açıkladı: “Çünkü o yerdeydi. Nereden geldiğini bilmiyorsun.
Kirli ve muhtemelen...
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
HERŞEYE RAĞMEN yaşamayı sevdirecek OLAY “Ortalık fitne fücur doldu, hayat çekilmez oldu, sıkıntılarımız
arttı, ölmek yaşamaktan hayırlı hale geldi!” diye düşünenlere:
Tabiînin ileri gelenlerinden Süfyan-ı Sevrî (95161 Basra), Vüheyb ve
Yusuf b. Esbat Basra'da biraraya gelmişler; ekonomik, sosyal, siyasî
sıkıntıların zirveye ulaştı€ı günlerinin zorluklarını
konuşuyorlardı. Sohbet arasında Sevrî der ki: “Ortalık iyice
bozuldu, Emevi-Abbasî çekişmesi bizi de içine alacak neredeyse!
Taraflar bizi de âlet edecekler kendi zulümlerine!
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
ETKİLİ KONUŞMA (HİTABET) VE DİKSİYON |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
ETKİLİ SATIŞ TEKNİKLERİ |
||||||||||||||
|
• Satıştan önce, satış esnasında, satıştan sonra yapmanız gerekenler
|
||||||||||||||
|
KARARSIZLIKLA VE CESARETSİZLİKLE BAŞAÇIKMA YOLLARI |
||||||||||||||
|
|
|||||||||||||
|
BAŞARIYI YAKALAYANLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ |
||||||||||||||
|
Başarıyı yakalayanların ortak özellikleri ÜCRETSİZ seminere davetlisiniz! Sadece 1.5 saatinizi ayırın, siz de DEĞİŞİN! Tarih: 11 Temmuz 2009 Cumartesi Eğitimci: Abdülkadir Akgündüz Yer: Genç Beyin Seminer Salonu Saat: 16:00-17:30 arası (Programa 20 dakika kala salonda olunuz. 5 dakikadan fazla gecikenler salona alınmazlar. Lütfen çocuk getirmeyiniz!) ![]() |
||||||||||||||
|
TUTUŞMA VE TUTUŞTURMA BECERİSİ NASIL GELİŞTİRİLİR? |
||||||||||||||
Tutuşma ve tutuşturma becerisi nasıl geliştirilir? ÜCRETSİZ seminere davetlisiniz! Sadece 1.5 saatinizi ayırın, siz de DEĞİŞİN! Tarih: 25 Temmuz 2009 Cumartesi Eğitimci: Abdülkadir Akgündüz Yer: Genç Beyin Seminer Salonu Saat: 16:00-17:30 arası (Programa 20 dakika kala salonda olunuz. 5 dakikadan fazla gecikenler salona alınmazlar. Lütfen çocuk getirmeyiniz!) ![]() |
||||||||||||||
|
İRADEYE HAKİM OLMANIN İNCELİKLERİ |
||||||||||||||
İradeye hakim olmanın incelikleri ÜCRETSİZ seminere davetlisiniz! Sadece 1.5 saatinizi ayırın, siz de DEĞİŞİN! Tarih: 1 Ağustos 2009 Cumartesi Eğitimci: Abdülkadir Akgündüz Yer: Genç Beyin Seminer Salonu Saat: 16:00-17:30 arası (Programa 20 dakika kala salonda olunuz. 5 dakikadan fazla gecikenler salona alınmazlar. Lütfen çocuk getirmeyiniz!) Salonumuz çok büyük olmadığından ÜCRETSİZ seminerlere İLK DEFA katılacakları bekliyoruz! ![]() |
||||||||||||||
|
© Bu sitenin bütün hakları saklıdır ve Abdulkadir AKGÜNDÜZ'e aittir, yazılı izinsiz kullanılamaz. |
||||||||||||||