Genç Beyin - Türkiye'nin en çok satılan ve okunan aylık kişisel gelişim dergisi  · Yıl: 8  · Sayı: 86

.
Kapak  
Genç Beyin'de bu ay  
Başyazı  
Sizden gelenler  
Kampanya!  
Genç Beyin Seminerleri  
Değişim örnekleri  
Bizbize  
Tavsiye Mail  
Genç Beyin Dergisi  
Genç Beyin Anayasası  
Genç Beyin Yayınları  
Çok satan kitaplarımız  
Abdülkadir Akgündüz  
Abonelik ve eski sayılar  
Eleman aranıyor!  
Genç Beyin tişörtü  
Arşiv  
Bize Ulaşın  

GENÇ BEYİN’İN 86. SAYISI
GERÇEK BİR HAZİNE!

• Bir sultanı kurtaran tahmin edilmez olay
(Cinnet ve cinayetlere en etkili çâre)
• Bir ev hanımı etkili bir hatibe nasıl dönüştürülür?
(Hanımlar! Bunu siz de deneyin!)
• Hızlı karar verme yolu
• Muhteşem olmanın 6 kuralı (Büyük değil, muhteşem ol!)
• 15 şey sizi yalnız bırakır!
• Sevgiye aç olanlara 2 çare
(Surat asmayı bırak, bu yazıyı oku, çareleri uygula!)
• İradeye hükmetmenin en etkili 19 yolu
(Tehlikeli ve gereksiz istekleri kontrol edebilmek için)
• Kendine getirme garantili: Başa yumruk gibi inen kıssalar
(Temmuz sıcağında tir tir titremeye hazır olun!)
• Balarısından eşlere mutluluk dersleri
• Hedefe ulaşamıyorsun, çünkü...
(Dikkat! Asıl kanayan yaranız bu olabilir!)
• Küçük bir cennete dönen problemli evliliğin inanılmaz hikâyesi (Yaşanmıştır!)
 


 


Genç Beyin “En iyi dergi” seçildi

TUGED (Türkiye Gençlik Derneği) “en iyiler”i seçti. 20’nin üzerinde alanda “en iyiler”in belirlendiği yarışmada dergi dalında Genç Beyin “en iyi dergi” seçildi. 28 Haziran 2008 cumartesi gecesi düzenlenen törende “en iyiler”e şiltleri takdim edildi. Genç Beyin’in şildi dergimizin sahibi ve yazı işleri müdürü Abdülkadir Akgündüz’e verildi. Genç Beyin daha önce de 2 yıl üstüste “Yılın dergisi” seçilmişti.

 

 

   

Genç Beyin’e bir ödül daha (En çok okunan dergi seçildi!)

Daha önce 2 yıl üstüste “Yılın Dergisi”, 28 Haziran 2008’de de “en iyi dergi” seçilen Genç Beyin’e bir ödül daha geldi. İstanbul’da anaokullarından liseye kadar eğitim faaliyeti sürdüren Ufuk Okulları 9 Mayıs 2009 günü düzenlediği programda yılın “en”lerini belirledi. Yılın en çok okunan kişisel gelişim dergisi olarak da Genç Beyin seçildi.

 

 

 

DİKKAT! Asıl kanayan yaranız bu olabilir!

Hedefe ulaşamıyorsun, çünkü...

BAŞARI YOLUNDA 45 TAKOZ

Evvelâ şu sözü hatırlayalım: “Ulaşmak istediği hedefi olana yol vermek için bütün dünya ayağa kalkar.” Hedef denilince 3 süreç gelir akla: 1- Hedef belirlemek. 2- Nasıl ulaşılacağına dair program yapmak. 3- Uygulamaya geçmek. Olay özetle budur. Hedefe ulaşmak kolay değil, gerekli bedel ödenirse aslında zor da değil! Bu yazıda size hedefe ulaşma sürecindeki 45 takozdan bahsedeceğiz, uyanıklılığınızı artıracağız. Bu takozlardan sizin durumunuzu anlatan en kritik 5’ini tesbit edip bilinçli bir farkındalıkla veya eğitimle onlardan âciliyetle kurtulun, sonra diğer 5 takoza geçin. Böylelikle hayırlısıyla hedefinize yaklaştığınızı göreceksiniz inşallah! Kısacası “Hedefe ulaşamıyorsun, çünkü...” Buyurun:

 

 

Tekrar tekrar okunup okutulması gereken bir yazı

Merhamet eğitiminin incelikleri

5 TAKTİĞİ HAYATA GEÇİRİN!

Merhamet “bir kimsenin veya canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma” diye tarif edilir. Başkasına acımayan, herşeyden önce kendisine acınacak bîçâredir. Acımayan sevemez, fedakâr ve faydalı olamaz. Acımayan duygulanamaz, içlenemez. Böyle biri güzelliği bilmez, sanattan anlamaz. “Ahlâkın temeli merhamettir” derler. Acıma, esirgeme, koruma, sevgi gösterme, yardım etme... İnsanı başkalarına iyilik ve yardım etmeye yönlendirir merhamet. Bütün yaratılmışlara sevgiyle yaklaşma, onları kötülüklerden koruma ve kurtarma, zor durumlarında yardım etme, bağışta bulunma, affetme gibi iyi huy ve davranışların başlıca sebebidir.

 

 

Ne gevşek tellerden ne de çok gergin tellerden uyumlu ses çıkmaz!

Ne kadar streslisiniz? Test edin!

Stresinizi sevin ve bu testi dikkatle uygulayın!

Stres uygun dozda olursa insanı motive eder, başarıya yönlendirir. Bu konuda psikologların geldiği son nokta: “Stresinizi sevin!” Elbette herşey gibi stresin de fazlası, daha doğrusu iyi yönetilememesi başarı ve mutluluk yolunda ciddî bariyerdir; hergün bu bariyerlere çarparak telef edilen nice hayatlar vardır! Stresin tavan yaptığı 2 yer vardır:

 

 

Tehlikeli ve gereksiz istekleri kontrol edebilmek için

İradeye hükmetmenin en etkili 19 yolu

BAŞARININ VE MUTLULUĞUN KÖŞE TAŞI

Maddî ve manevî başarının köşe taşı sayılan “irade”nin tanımında 3 husus dikkat çeker: 1- Tehlikeli ve gereksiz istekleri kontrol edebilmek. 2- Tembelliğin ve ertelemenin üstesinden gelebilmek. 3- Verilen karar başarıyla sonuca ulaşana kadar onu kararlıkla takip edebilmek. İnsanlar 2 sebeple iradelerine hükmedemezler: 1- Nefsanî arzularına boyun eğme isteğine yenildikleri için. 2- Duyguların ve harekete geçme karşısında duran direncin üstesinden gelemedikleri için. Bu yazıda iradeye hükmetmenin “en etkili” 19 yoluna dikkat çekeceğiz. Lütfen uygulayın:

 

 

Hitabetin en can alıcı noktası üzerine sonuç veren uygulamalar

Söze başlamanın en etkili yolları

Harold Bell Wright bir mülâkatta yazdığı hikâyelerin kendisine yılda 100 bin $ gelir getirdiğini söyler. Booth Tarkington ve Robent Chambers de benzer meblağlar kazanıyorlar. Doubleday Page şirketinin büyük matbaası 17 yıl yalnız Gene Stratton Porter’ın romanlarını basmakla meşgul olmuş, bu eserleri sonsuz bir tufan halinde neşretmiştir. Bu kadının eserlerinden 1932 yılı itibariyle 17 milyon nüsha satılmış, ona 3 milyon $ telif hakkı getirmişti. “İnsanlar hikâye dinlemekten hoşlanır mı?” sualine bu rakamlar çok iyi cevap vermiyor mu? Özellikle insanın kendi başından geçen macerayı anlatmasından zevk alırız. Russel Conwell Elmas Tarlaları konferansını 6 bin kez anlattı, milyonlar kazandı. Konferans şöyle başlar:

 

 


ÖZEL HABER

Küçük bir cennete dönen problemli evliliğin inanılmaz hikâyesi (Yaşanmıştır!)

Ünlü bir hastanenin doğum servisinde bebek hemşiresi olarak çalışıyordum. Hem yaşımın ilerlemesi (29’umdaydım!) hem de ailemin evlilik konusundaki yoğun ısrarı üzerine babamın eski patronunun oğlu Yılmaz’la dünya evine girdik. İş yükü çok ağır gelip evde problemler çıkmaya başlayınca hemşireliği bıraktım. 12 yıl aralıksız günde 10-12 saat çalışan birinin evden çıkmaması başlarda zor geldi, sonradan alıştım ve evliliğimiz 6. yılına kazasız belâsız girdi. Bu arada 2 oğlumuz oldu: Yusuf ve İbrahim. Fakat son yıllarda Yılmaz’a mı birşeyler oldu, benim mi psikolojim bozuldu bilmiyorum ama evliliğimiz acayip monoton bir hâl aldı. Aslında önemli bir tartışma veya tatsızlık yaşamadık, lâkin evi otel gibi kullanmaya başladık. 8-9 aydan beri böyleyiz. Hastaneden hemşire arkadaşım Aynur’a açtım konuyu…


 

 

 

KÜTÜPHANENİZ HAZİNE GÖRSÜN!

2.788 kitap, 599 seminer yerine 1 takım Genç Beyin!

Takım halinde 86 sayı Genç Beyin kargo dahil
414 yerine indirimli 311 TL!

Genç Beyin’siz kütüphane kalmasın!

Eski(mez) sayıları yeniden bastık. Her sayısında yüzlerce seçkin kitabın, onlarca seminerin, neredeyse sayısız tecrübenin yer aldığı Genç Beyin külliyatına MUTLAKA sahip olun! 2.788 kitap, 599 seminer yerine 1 takım Genç Beyin! Birine Genç Beyin verin, gerisine karışmayın! Genç Beyin hayatınızda MİLAT olabilir. Şimdiye kadar yüzbinlerce insanı başarı ve mutluluktan yana değiştirdi, eminiz sizi de değiştirecek... Birçok Genç Beyin okuru gibi siz de hayatınızı GENÇ BEYİN’İ TANIMADAN ÖNCE ve TANIDIKTAN SONRA diye ikiye ayıracaksınız!

 

 

Dünyanın her yerinden Genç Beyin’e abone olabilirsiniz!

Kargoyla kapalı ambalajda, imza karşılığı yıllık abonelik 140 TL!

Dergimiz, kapağı ve muhtevası ilgi çekici olduğundan normal gönderiyle aboneye ulaşmayabiliyor. Genç Beyin’e yıllık abone olun; her ay DÜZENLİ ve GÜVENLİ olarak kapalı ambalajda, imza karşılığı derginize kavuşun! Dergimiz Türkiye genelindeki bütün gazete bayiinde, seçkin kitapçılarda ve süpermarketlerde bulunmaktadır. Fakat her ay Genç Beyin’in DÜZENLİ ve GÜVENLİ olarak kapalı ambalajda, imza karşılığı adresinize gelmesini istiyor musunuz? Abonelik ve eski sayıların teminiyle ilgili bilgiler için tıklayın:

 

 

Okul birincilerinin ilginç ve sıradışı BAŞARI TAKTİKLERİ

İstanbul’da bir vakıf 150 civarında okul birincisini “Boğaz turu”nda biraraya getirdi. Özel gemiyle yapılan 4 saatlik gezide çeşitli ünlü yazar ve sanatçılar da bulundu. Okul birincilerinin birbirleriyle tanışıp kaynaştığı, geleceğe yönelik plân ve projelerini konuştuğu gezide bulunan gazeteci-yazar İrfan Aydın okul birincilerine başarı sırlarını sordu. Ortaya son derece ilginç ve sıradışı başarı taktikleri çıktı:

 

 

Genç Beyin'le nasıl değiştiler?

Okuyuculardan DEĞİŞİM örnekleri

Arkadaşımız Hayri Uzun’un derlediği; mektup, mail, faks, telefon, bizzat görüşme gibi yollarla bize ulaşan değişim haberlerini kısa kısa aktarmak istiyoruz. Bu tesbitler değerli okuyucularımızın dünyasında Genç Beyin’in yerini göstermesi bakımından önemli... Üstün başarı ve sonsuz mutluluk dileklerimizle...

 

 

DİKKAT! Bu taktikleri her çeşit savaşta kullanın!

Saldırı sanatı ve casusluk-istihbarat teknikleri

Ateşle saldırının 5 yolu vardır: 1- Askerleri kamp ânında yakmak. 2- Malzeme depolarını yakmak. 3- Malzeme taşıyan araçları yakmak. 4- Düşmanın silah, mühimmat depolarını yakmak. 5- Düşman birliklerinin arasına ateş atmak. Saldırıya geçmenin en önemli şartı ateş imkânlarına sahip olmaktır. Gerekli malzeme her an hazır tutulmalıdır. Ateşle saldırının mevsimi, yangın başlatmanın özel günleri vardır. Uygun mevsim havanın kuru olduğu aylar olup özel günler rüzgârın yükseldiği günlerdir. Ateşle saldırı esnasında 5 ihtimale hazır olunmalıdır:

 

 

Temmuz sıcağında tir tir titremeye hazır olun!

Başa YUMRUK GİBİ inen kıssalar

KENDİNE GETİRME GARANTİLİ

Medine'de sıcaklar şiddetini iyice artırmıştı. Hz. Ömer'in (ra) oğlu Abdullah da çalıştığı bahçesinde bir ağacın gölgesine sığınmış, yemeğini yiyordu. Bahçe duvarının ötesinden geçen koyunlar tozu dumana katarak giderken, arkasından yürümeye çalışan mecali tükenmiş çobanın perişan hali Abdullah'ın dikkatini çekti. “Ey Allah'ın kulu!” dedi, “Gel bir lokma yemek ye, bir yudum su iç de öyle devam et koyunların arkasından!” Çoban elini ağzına götürüp dudaklarını kapatarak bazı işaretler yaptıysa da Abdullah birşey anlamayınca uzaktan cevap vermek zorunda kaldı:

 

 

Olumlu iç konuşmanın müthiş gücü

Aksilikle başaçıkma yolları

Bu gezegende yaşarken tek bir şeyden emin olabilirsiniz: Aksilik. Er ya da geç birşey plânlarınızı sonuçsuz bırakacaktır. İşin iyi yanı şudur: Hiçbir olay siz öyle olduğunu söylemedikçe dünyanın sonu değildir. Aksilik kaçınılmazdır ve hem içinizdeki gücü test etmek, hem de gelişim için fırsat sunmak üzere ortaya çıkar. Sözlükte aksilik “talihsizlik, perişan ve sıkıntılı durum, bir facia ya da felâket” diye tanımlanır. Bunun anlamı küçük bir hadiseden hayatı altüst eden felâkete kadar çeşitli şekillerde ortaya çıkabileceğidir. Aksiliğin sizi etkileme derecesi bakış açınız, tecrübeleriniz ve kişisel gelişim seviyenizle belirlenir. İşte aksilikle başaçıkmanın yolları:

 

 

HIZLI KARAR verme yolu

(...) Çok kararsız biriydim; birşeyin %100 menfaatime olduğunun garantisini verseniz, bunu ispatlayıp bana gösterseniz dahi o şeye karar veremiyordum. Hayatımın baharı, yazı maalesef böyle geçti. Genç Beyin’le tanıştıktan sonra problemimi çözdüm: “Sadece eş seçiminde %70 kalitede bir kararı hedefle, onun dışındaki kararların %20-30-40 kalitede bile olsa karar ver, adım adım %80-90 kaliteye ulaşırsın!” Yani ben kendimi sadece %80-90, hatta %100 kalitede kararlara kitlemişim; dolayısıyla ömrüm böyle bir kaliteyi beyhûde beklemekle geçmiş. Hani gazeteciyle işadamı hikâyesi. Gazeteci sormuş işadamına:

 

 

15 şey sizi YALNIZ bırakır!

Yalnızlık günümüz insanın temel problemlerinden biri… Kalabalıklar içinde yalnızız, bazıları yaratılış itibariyle yalnızlığı seviyor ama bir kısmı da yalnızlaşmış veya yalnızlaştırılmış. Şimdi size 15 şey sunuyoruz, bunlar insanı yalnızlaştıran temel özellikler… Dikkatle okuyun, gerekli tedbiri alın, bilinçli yaşayın:

 

 

ARILARIN BİR BİLDİĞİ VAR!

Balarısından eşlere MUTLULUK DERSLERİ

1. Arılar 1 gram bal için çiçeklere en az 7 bin uçuş yapıyorlar. Senin ömür boyu mutluluk için yüzlerce kere pişman olmayı, binlerce kere naz çekmeyi, onlarca kere kavga etmeyi, anlaşmazlığa düşmeyi, hayal kırıklığına uğramayı, çiçekler getirmeyi, çikolatalar almayı, yüzlerce kere özür dilemeyi, binlerce kere sözünü geri almayı, binlerce kere "Özür dilerim!" demeyi, on binlerce kere "Seni seviyorum!" demeyi göze alman gerekmez mi?

 

 

Büyük değil, muhteşem ol!

MUHTEŞEM olmanın 6 kuralı

Günümüzde artık “büyük” yerine “muhteşem” olabilenler dikkat çekiyor, ilgi görüyor, tercih ediliyor, akıllarda kalıyor. Nice büyük şirket veya şahsiyet bu hassas özelliği, yani “muhteşem”liği tutturamadıkları ya da muhafaza edemedikleri için yerinde sayıyor veya krizlere dayanamayıp silinerek tarihe karışıyor. İşte “muhteşem” olmanın 6 kuralı:

 

 

Surat asmayı bırak, bu yazıyı oku, çareleri uygula!

Sevgiye aç olanlara 2 ÇÂRE

SENİN KALBİN DE BU KADAR GÜZEL Mİ?

Vaktiyle zarif bir lâl hanımefendiyle, naîf bir lâl beyefendi lâtif bir izdivaç yapmışlar. Birbirlerine hürmetle muamelede, sükûtla mukâbelede bulunurlarmış. Lâkin hanımefendi sevgisini göstermekte beyefendi kadar cesur davranamaz, çekinirmiş. Yıllar sonra ikisi de ihtiyarlamaya yüz tutmuşken birgün her ne ve nasıl olduysa beyefendi hanımefendinin kalpcağızını incitmiş.

 

 

Hayatta en büyük arzusu profesyonel yazar olmaktı...

Hikâyesi reddedildi, ABD başkanı oldu!

BAŞARISIZLIK HAYATIN SONU DEĞİL!

1923 yılıydı. New York’taki Paramount stüdyolarında senaryo editörü olarak çalışıyordum. Birgün prodüktör Adolph Zukor beni odasına çağırttı. İçeri girdiğimde elinde bir mektup gördüm. “Bu mektup Roosevelt’lerden biri tarafından gönderilmiş!” dedi, “Bize John Paul Jones hakkında yazmış olduğu bir hikâyeyi satmak istiyor.” Mektubun en üstünde “Franklin D. Roosevelt, Maryland Fidelity, 120 Broadway, New York City” yazılıydı. Prodüktöre…

 

 

Okul birincisinden 5 TAKTİK (Bu yol haritası derece yaptırır!)

En içten duygularımla Genç Beyin’in şimdiye kadar çıkmış ve bundan sonra da çıkacak bütün sayılarındaki harfler sayısınca selâm ve saygılarımı sunuyorum. Genç Beyin’i meydana getiren bütün zerre ve terkipler sayısınca teşekkürler hepinize... Dergimizin inanılmaz katkıları ve yönlendirmelerinizin tartışmasız etkisiyle, hocalarımızın ve okul idaremizin profesyonel yaklaşımlarıyla okul birincisi seçildim. Düzenlenen törende ilçe millî eğitim müdüründen cumhuriyet altını ödülüyle “Onur Belgesi”ni aldıktan sonra çok nâdîde rehber öğretmenim Nadide Gümüşsoy Genç Beyin’e yazmamı istedi. “Okul birincisinden 5 taktik” başlığını da kendisi koydu. Gerçi yazarlık yeteneğim gelişmiş değil ama inşallah öğrenci arkadaşlara faydalı olur ümidiyle, Nadide Hocam’ın katkılarıyla başarımın 5 sırrını yazmaya çalıştım:

 

 

Bunları uygulayan İŞ BAŞARIR!

Marka propagandasını en iyi yapanlar çalışanlardır. Çalışanlar mutlu edilmeli, söz hakkı verilmeli, şeffaf bir politika güdülmeli ki; şirket çalışanları sayesinde ayakta kalsın. Bizde hâlâ eski yöntemlerle, çalışanlara söz hakkı tanınmayarak yönetilen şirketler var; bir süre sonra pes ediyorlar, çünkü artık çalışanlar şirketlerini seçiyorlar. Şirketi yücelten nitelikli çalışanlardır. Şirketler bu çalışanlara yatırım yapmalı. Çoğu yeni fikir çalışanlardan geliyor, bunun örneklerini her yerde görüyoruz. Meselâ:

 

 

Kişisel bağımsızlık için 10 ADIM

Memur zihniyetiyle çalışmaktan, bıkıp usandınız; artık bağımsızlığınızı, Azerîler’in ifafesiyle “müstakilliyet”inizi ilân etmek istiyorsunuz. Bu elbette kolay değil; büyük fedakârlık, milimetrik ayar ve hassasiyet ister. İşte size 10 adım:

 

 


AYIN YAZISI

Çocuktaki potansiyeli ortaya çıkarmada 10 adım

1. Hayatının ilk 5 yılında alacağı fizikî, zihnî, hissî, sosyal gelişim imkânları ve entelektüel uyarıcıların etkisine dikkat edin. İlk 5 yaşta beyin ve sinir sisteminin hızlı gelişmesinde paralel olarak çocuğun öğrenme kapasitesi hızla artmakta, yeterli zihin gelişimi için çevreden gelen uyarıcılar önemli olmaktadır.

 

 

 

Başarının sırları bu yazıda!

Böyleysen İŞİN YAŞ!

Beyin ve kalp enerjini hedefe en uygun, en ekonomik, en etkili şekilde kullanamıyorsan... Yazılı, mantıklı ve uygulanabilir plânın yoksa... Hedeflerine uygun zaman limiti belirlemediysen... İnsanı tanıma, anlama, tahlil etme yeteneğine sahip değilsen (insan mühendisliği)...

 

 

Hedef hakkında AYKIRI 13 sır

Hedef belirleme ve gerçekleştirmede adımlar

Siz kimin hayatını yaşıyorsunuz?

Hedef belirleme önceliklerimizi tesbite, kendimizi düzene sokmamıza, büyük kararlar vermemize, hayallerimizi gerçekleştirmemize yardımcı olur. Zig Ziglar hedeflerin öneminden bahsederken şu soruyu sorar: “Başı boş dolaşan bir genelleme mi, yoksa anlamlı bir özel durum musunuz?” Hedeflerin gücüne o kadar inandım ki, sonunda mygoalmanager.com adlı web sitesi kurdum. Bu sitenin amacı kullanıcıyı tanımlamadan başarmaya kadar bütün hedef süreci içinde yönlendirmek. Hedefe ulaşmak şunların yapılmasını gerektirir:

 

 

AKLINIZ VE KALBİNİZ NEFES ALACAK!

RUHA GIDA tablolar

Biri evlâdını kaybeden peygambere “Ey aydın cevherli, akıllı ihtiyar!” dedi, “Tâ Mısır’dan gömleğinin kokusunu duydun da niçin Ken’an kuyusunda onu görmedin?” Hz. Yakup (as) cevap verdi: “Bizim hallerimiz çakan şimşektir: Bir an görünür, bir an kaybolur. Zaman gelir göklerin yücesinde olurum, zaman gelir ayağımın üstünü görmem!” Eğer derviş hep bir halde kalsaydı, iki cihandan da elini çekerdi. Deniz kıyısında bir zâhidi gördüm. Bir kaplandan yara almıştı ve hiçbir ilaçla iyileşmiyordu.
 

 

 

Çocukların 6’sı okul, 2’si sınıf birincisi oldu!

5’i kız, 3’ü erkek 8 çocuğunu
ÖRNEK şekilde yetiştiren çiftten tüyolar

Merhaba... Ben Serkan. İlimizde yayınlanan bir yerel gazetede çalışıyorum. Çaycılıktan paketlemeye, sekreterlikten yazarlığa, muhabirlikten yöneticiliğe kadar her işi ben yapıyorum sayılabilir. Yerel gazeteler mâlûm, çok dar imkânlarla ve genellikle birkaç kişiyle ayakta durmaya gayret ederler. Genç Beyin gibi “hayal ötesi” bir dergiyi maalesef geç tanıdım, fakat yine tanıyabildiğime şükrediyorum. 14 yıldır bu işi yapıyorum. Bana “Bir dergi hayal et!” deselerdi doğrusu bu kadar harikulâdesini tahayyül edemezdim. “Fevkalâdenin fevkinde” bir eser ortaya koyuyorsunuz her ay. Sizi yürekten kutlarım. Haziran başlarında bir haber yaptım ama onu kendi gazetemizde tabiri câizse “heba etmek” istemedim; birden aklıma Genç Beyin geldi ve aslında çok uzun olan haberi “özetin özeti” tarzında kısaltıp size gönderiyorum. Şöyle ki: Bir ana-babayla tanıştım, daha doğrusu bu ailenin benim dostum olan komşusundan “8 çocuğunu da örnek şahsiyet olarak yetiştiren çift” sözlerini işittiğimde derhal olayı zoom’ladım. Baktım ki; çiftin 5’i kız, 3’ü erkek 8 çocuğu var; çocukların 6’sı okul, 2’si sınıf birincisi olmuş. 1.300 TL maaşla geçinen ailenin istisnasız bütün çocukları öğretmenleri ve mahalleli tarafından “örnek” gösteriliyor. Az denecek bir maaşla böyle kalabalık nüfusu üstelik bu kalitede yetiştirmek inanılmaz bir başarıydı! Aile fazla medyatik olmak istemediği, kem nazarlardan korktuğu için görüşme randevusu almakta zorlandım ama sonunda gazetecilik tecrübemle ana-babayı ikna etmeyi başardım, bütün ailenin evde bulunduğu bir akşam vaktinde yaklaşık 3 saat misafir ettiler beni evlerine... Önce derginizin ifadesiyle “ailenin Mimar Sinan’ı” olan anneyi, sonra babayı, sonra da 8 çocuğu tek tek dinledim. En büyüğü üniversite son sınıfta, en küçüğü ilköğretim 4. sınıfa geçmiş. Hayli zengin bir malzemeyle veda ettim bu aileye. Eve gelir gelmez geçtim bilgisayarın karşısına; sabaha yakın saatlere kadar çalıştım ve bütün kaydı yazıya aktardım. Bilhassa ana-babanın terbiye, eğitim, başarı, mutluluk, iletişim, model olma, güzel ahlâk vs. tekniklerini Genç Beyin okurları için özetledim. Yayınlanırsa sunulan taktiklerin bütün ana-babalara, hele çok çocuklu ailelere ilaç gibi geleceği kanaatindeyim. İşte 5’i kız, 3’ü erkek 8 çocuğunu örnek şekilde yetiştiren çiftten tüyolar:

 

 

BAŞINI ELLERİNİN ARASINA AL, OKU!

Kalpleri kanatlandırma sanatı

İnsan neyi hatırlayacak yarın? Eğitimle çocuk temel almamışsa, karşılaştığı şeye kendi içinde rastladığını sanır. Zararlı örneklerin pusu kurduğu ortam nefes aldırmaz ona. Binbir olumsuz etki ruhuna zalim darbelerle iner. Her an karşısına çıkan sefil, iğrenç sahneler onun zayıf zihnine hayatın en tabiî gereğiymiş gibi siner. Mutlu bir çiçek olacakken çocuk hayata doyamadan ölür. Örnekler bir mesajdır.

 

 

Ünlü marka sahiplerini tutuşturan kıvılcımlar

Başarılarını nelere borçlular? -8

Başarılı şahsiyetlere sorduğumuz, cevabını kendilerinden bir cümle veya paragrafla yazılı olarak aldığımız “Başarınızı neye borçlusunuz?” sorusunun cevaplarına devam ediyoruz:

 

 

SİZİN DE KALP GÖZÜNÜZ AÇILACAK!

Evliya Çelebi’ye babasından öğüt

Birgün "Hoş geldin Bursa seyyahı, safa getirdin!" dedi babam. Oysa benim nereye gittiğimi kimse bilmiyordu ya da ben öyle zannediyordum. “Babacığım! Fakirin Bursa’da olduğunu nereden bildiniz?” deyince babam “Sen 1050 senesi Muharrem ayında kaybolduğun gece ben nice etkili dualar okudum. O gece rüyamda seni gördüm. Bursa’da Emir Sultan Tekkesi’ndeydin. Ağlıyordun. Seyahat için izin istiyordun.

 

 

Yükünü çekemeyenlere...
(Artık sevinçle çekeceksiniz!)

Bir derviş Ebu’l-Hasan Harkanî’nin şöhretini duyup Talkan şehrinden yola çıkmıştı. Dağlar aştı, uzun yollar geçti, şeyhi görmek için Allah’a yalvarıp yakararak nice yol aldı. Yolda çok cefa gördü, eziyet çekti. Nihayet yolu bitirip maksadına ulaştı. O mânâ sultanının evini sordu. Kapısına geldi, saygıyla kapı halkasını vurdu. Şeyhin karısı kapıdan başını çıkarıp “Ey kerem sahibi, ne istiyorsun?” dedi. Derviş

 

 

Ayda 5-6 kitap bitiren okuma sevdalısından taktikler
(Çok enteresan!)

Nurettin Yıldız 66 yaşında emekli öğretmen. Ayda ortalama 5-6, yılda 60-70 kitap okuyor; hem de ne kitaplar! Kılı kırk yaran bir titizlikle seçtiği kitapları bir dağıtımcıdan %50 indirimle alıyor. Çevresinde tam bir İstanbul beyefendisi, ilim irfan sahibi, seviyeli şahsiyet olarak tanınıyor. İşte bu kitap ehlinden ve okuma sevdalısından bazı taktikler:

 

 


AYIN KARA MİZAHI

Hz. İsa (as) bile ona şifâ vesilesi olamadı!

Bilinmeyen yönleriyle AHMAKLIK

Eskiler “Hamakatın remzi merkeptir” derlermiş. Yani ahmaklık ve budalalık konusunda tarifler ve tanımlamalar yetersiz kaldığında eşeğe bakmak, ahmaklığın ne olduğunu anlamak için yeterli sayılırmış. Ahmaklığın ifadesi için sözlüklerde bönlük, kıt akıllılık, anlayışsızlık gibi karşılıklar yer alır. Oysa ahmaklığı en iyi halk tanımlamıştır:

 

 

 

İş kazası sonucu sağ elimi kaybettim, sonra yüz felci geçirdim, babam bir iftira sebebiyle hapse girdi. Başka sıkıntılarım da var. Hayatın neresinden, nasıl tutunabilirim?

Bir iş kazası sonucu sağ elimi kaybettim, sonra yüz felci oldum, babam bir iftira sebebiyle hapse girdi. Başka sıkıntılarım da var. Hayatın neresinden, nasıl tutunabilirim? Yönlendirmelerinize çok ihtiyacım var, zira durumum hayli kritik. E. G.

 

 

“En mutlu insan kimdir?” yarışmasında ödül alan 4 cevap

Bir İngiliz gazetesinin açtığı yarışmada okuyuculara şu soru soruldu: “Yeryüzündeki en mutlu insan kimdir?” Gelen cevaplardan 4’ü ödül aldı:

 

 

Uyumlu çalışmanın sırrı

Genç yaşta emekli olan bir albay hep evde oturmaktan sıkılınca bakkala gitmiş. "Sana ayda 200 TL vereyim, karşılığında hergün seni denetleyeyim!" teklifinde bulunmuş. Bakkal hem para kazanacak hem de kendisine uyarılarda bulunacak tecrübeli bir albayın yardımını alacak. Teklifi hemen kabul etmiş.

 

 

11 yıllık vaizin vaazı yeniden keşfi

Eğitimin önemini biliyordum da, bu ölçüde etkili olacağını ancak bizzat yaşadıktan sonra gördüm. 3 ay kadar önce Genç Beyin genel merkezinde “Etkili konuşma (hitabet) ve diksiyon” seminerine katıldım. Görev ve yaşayış itibariyle yeniden formatlandığımı söyleyebilirim. 11 yıllık merkez vaiziyim; Necip Fazıl’ın gerçeği bulup dönüş yaptıktan sonra söylediği ikilemeyi bütün samimiyetimle söylüyorum: “33 yıl saatim işlemiş, ben durmuşum! / Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum!” Ben de 11 yıldır hakikaten gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum! Semineri veren değerli hocamızın eğitim boyunca aktardığı etkili hitabet sırları vaazlarıma ve diğer sohbetlerime inanılmaz bir çekim gücü, cazibe, müessiriyet kattı. Anlatılanların büyük kısmını uygulamaya derhal başladım, kalanını da adım adım uygulayacağım inşallah! Bunca yıllık “ölü” denecek kadar cansız vaazlarımı ve beni dinleme sabrını gösterenleri düşündükçe utancımdan kahroluyorum. Seminer sonrası yaşadıklarımı, aldığım geribildirimleri (feedback) başka meslektaşlarım ve Genç Beyin okurlarına faydalı olur ümidiyle 4 madde halinde sunmak istiyorum:

 

   

TUTUŞTURAN MEKTUP

Bir ev hanımı etkili bir hatibe NASIL DÖNÜŞTÜRÜLÜR?

Hanımlar! Bunu SİZ DE DENEYİN!

Bütün Genç Beyin Ekibi’ne gönüller dolusu merhabalar... Nasılsınız arkadaşlar, mutlaka çok iyisinizdir! Çünkü akılları ve kalpleri böylesine dolduran, doyuran ve tutuşturan bir derginin yayın ekibi ne kadar bereketli dualar alıyordur Allah bilir! Kendi adıma söyleyeyim: Sizleri tek bir duamda dahi atlamıyorum. Artık otomatiğe bindi; bu yıl ÖSS’ye giren oğlum Ahmet’le 6 yaşındaki kızım Reyhan’ı (Tabiî onların babası, 21 yıllık hayat arkadaşım, eşim Abdullah’ı da) nasıl hiç unutmuyor ve atlamıyorsam sizler de öylesiniz. Çünkü Genç Beyin 2002 Nisan’ından, yani ilk sayısından beri evimize güneş gibi doğdu ve hayatımızı aydınlatıp ruhumuzu tekâmül ettirdi. “Ne biliyor ve uyguluyorsak Genç Beyin’den öğrendik!” dememi lütfen mübâlağa saymayın. Çünkü ben yetim ve öksüz büyüdüm; eşim lise 2’den terk, kendi halinde biriydi. “Okumak” gibi bir eylem yoktu hayatımızda, bunu Genç Beyin’le farkettik. 5.5 yıldan beri 330 haneli sitemizde her perşembe akşamı 1.5 saat sohbet (Seminer de diyebilirsiniz!) veriyorum. 

 

 

 

DİKKATLE OKU, TEDBİRLERİNİ AL!

Başarının DÜŞMANLARI (Yöneticiler için)

1. Kendini zafer duygusuna kaptırmak: Bu duygu başarının, zaferin kazanıldığı en parlak günlerde ortaya çıkar. Yöneticinin tam rahatladığı dönemde, zaferinin keyfini çıkaracağı günlerde bazı ayrıntıları gözden kaçırabilir. Başarı sarhoşluğu döneminde ihmal edilen aksaklıklar zamanla büyüyüp şirketin pazar payını düşürür.

 

 

Cinnet ve cinayetlere EN ETKİLİ çâre

Bir sultanı kurtaran TAHMİN EDİLMEZ OLAY

Değerli Genç Beyin! Pertevniyal Sultan (1812-1883) Sultan Abdülaziz’in annesi, 2. Mahmud’un hanımıdır. 10 yıllık evlilikten sonra padişah öldü. 25 Haziran 1861’de Sultan Abdülmecid’in vefatı üzerine oğlu Abdülaziz tahta geçince Pertevniyal Sultan “Valide Sultan” ünvanını aldı. Oğlunun saltanatı boyunca Valide Sultan kaldı. Bu mübarek kadın hayır hasenat işlerine çok önem verirdi.

 

 

İNSAN OLUN ÇOCUKLARIM!

İNSAN olmanın yolu

Ana karıncayla baba karınca yavru karıncaları çevrelerine toplamışlar, onlara karıncalık dersi veriyorlardı. Baba karınca dersinin sonunu şöyle bitirdi: “Yavrularım! Hayatta karınca olmaya çalışın! Hiçbir zaman karıncalıktan ayrılmayın!” Yavrular “Nasıl karınca olalım? Karıncalığın yolları nelerdir?” diye sordular. Baba karınca

 

 

Bunları yap, dinleyicilerin dikkatini çek!

1. Söze başlamak çok zor, fakat son derece önemli bir iştir. Çünkü söze başlanılacağı sırada dinleyicilerin dimağı rahattır ve onun üzerinde iz bırakmak nisbeten kolaydır. Başlangıcı gidişata bırakmak katiyyen doğru değildir, son derece itinayla hazırlanmak gerekir.

 

 

55’inde ama hâlâ ana rahminde!

Geleneksel ve kültürel normlar önceliği erkek çocuğa vermektedir. Erkek çocuğu gelecekte, yani yaşlanınca "sigorta" unsuru olarak görülür. Bu sebeple “beyin programları”na çok küçük yaşlarda “İleride bizi bırakmayacaksın, bize bakacaksın!” garanti sözleri yerleştirilir. "Sen evleneceksin, bir karın olacak. O el kızı, el kızını değiştirirsin ama anneni değiştiremezsin!" türünden bilinçaltına birçok kelime verilir. Küçük yaşlarda öğretilen bu sözler ileride erkeğin hayatını olumsuz etkiler. Meselâ erkek çocuk korumak adına aile odalarında ve kucakta yatırılır. Oysa çocuğun özgüvenli olması ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerekir. Bunun için de bir yaşına geldiğinde odası ayrılmalıdır. Aksi halde anne rahminden çıkamayan, özgüvensiz, kendi kararlarını alamayan anne güdümlü çocuklar meydana gelir. Benden destek almaya gelen 50-55 yaşlarında bir çift vardı.

 

 

 

SÜPRİZ YAZI

Bu gerçek başarı hikâyesine HAYRET EDECEKSİNİZ!

İşten çıkarıldığı firmanın sahibi oldu!

1995-2001 arası 23 farklı işte çalışıp hepsinden de çıkarak istikrarsızlıkta rekor kıran biriyim. Büyük eniştemin “Artık bu işte sebat et, istikrarla çalış!” diyerek rica minnet yerleştirdiği iş cidden hoşuma gitmişti ve inanılması zor şekilde orada 8 ay sebat edip çalıştım. Maaşım azdı ama artık eniştemin hatırına da olsa bu işi sürdürmek istiyordum. Tam o dönemde 2001 ekonomik krizi patladı, firma 35 kişiyi işten çıkardı. Tahmin edileceği gibi onlardan biri de bendim. Son işsizliğimin ilk gününde moralim fevkalâde bozuk vaziyette evimizin önündeki parkta otururken üst komşumuz diş hekimi Engin Bey’in babası Mustafa Amca yanıma oturdu ve sordu: “Durgun görünüyorsun, bir müşkilin mi var?” “Zar zor bulduğum son işimden de çıkarıldım! Artık işten de, çalışmaktan da, hayattan da nefret ediyorum!” deyiverdim birden... Mustafa Amca’yla bir saat kadar dertleştik. “Şirkette kaç kişi çalışıyor?” diye sordu. “200 civarında!” dedim. Tekrar sordu: “Kaç kişi işten çıkarıldı?” “35 kişi!” dedim. İşte o anda kafama dank eden açıklamayı yaptı:

 

 

 

Bu kitapları MUTLAKA okumalısınız!

Yurt içinde ve dışındaki dağıtımcı, kitapçı, işadamı, yönetici, eğitimci, bilim adamı gibi her kesimden insanın büyük beğeniyle okuyup istifade ettiği, kriz döneminde de kitap satılabileceğini ortaya koyan kişisel gelişim kitaplarımızla kendinizi ve hayatı keşfedeceksiniz. Çünkü bu kitaplar, kişisel gelişim ve başarı alanında Doğu’nun ve Batı’nın en “ilginç, orijinal, faydalı” birikimini günümüz insanına has bir üslûpla sunuyor.

 

 

Genç Beyin okuru olarak NELER YAPABİLİRSİNİZ?

Hangi başarılara imza atabilirsiniz?

Diyelim ki; mütevazı, kendi halinde, Türkiye’nin veya dünyanın filânca köşesinde bir Genç Beyin okurusunuz. Sadece her ay dergimizi gazete bayiinden, temsilcilerimizden veya abonelik yoluyla alıp okumakla yetinmemeli; birşeyler yapmalı; harekete geçmelisiniz. Çünkü siz, Genç Beyin okuru olan bir “genç beyin”siniz.

 

 

Genç Beyin Seminerleri

Birçok kişinin hayatını değiştiren, sizin hayatınızda da MİLAT olacak seminerlerimize mutlaka katılın!

 

 

EŞ SEÇİMİNDE PÜF NOKTALAR

Eş seçimi safhasındaysanız, GENÇ BEYİN Yayınları’nın Mutlu Aile Serisi’nin 1. kitabı olarak yayınlanan ve büyük ilgi gören EŞ SEÇİMİNDE PÜF NOKTALAR isimli “ilginç, orijinal, faydalı” kitabı mutlaka okumalısınız. Bu alanda hazırlanmış ilk ve tek kitap olan Eş Seçiminde Püf Noktalar üç bölümden meydana gelmiş: Birinci bölümde beylere özel püf noktalar, ikinci bölümde hanımlara özel püf noktalar ayrıntılı halde sıralanmış; üçüncü bölümde de eş seçimi hakkında önemli ve en çok tartışılıp sorulan konulara derli toplu açıklık kazandırılmış. İşte Abdülkadir AKGÜNDÜZ’ün kaleme aldığı ve “Bu kitabı okumadan evlenmeyin!” başlığıyla sunulan kitabın arka kapak yazısı: Bu kitap “evlilik yapmak”la “evcilik oynamak” farkını ve bu farktaki ciddiyeti yakalayan ya da samimî olarak yakalamak isteyenler içindir. Bu kitap evliliğin en önemli merhalelerinden biri olan “eş seçimi”yle ilgili bilgi, tecrübe ve tavsiyelerin, çağımız insanının idrâkine göre yoğrulup takdim edilmesinden ibarettir. Bu kitap uzun lâfların kısa, pratik ve işe yarar tarzda arzedilmesi; kitaplar dolusu bilgilerin özeti; saatler süren nasihatlerin neticesidir. Bu kitap hayattan beklentilerini bilen, hedeflerini doğru belirleyen, sağlıklı bir nesil için kendini iyi tanıyan eş adaylarının buluşmalarını kolaylaştırmak için hazırlanmıştır. Bu kitap ilk evlenecek olanlar kadar, yanlış bir evlilikten sonra yepyeni huzur ve mutluluğu yakalamak isteyenlere de eski hatalarını tekrarlamayıp daha uygun ve hayırlı adımlar atabilmeleri açısından son derece faydalı olacaktır. Bu kitap “eş seçimi” konusunda bütün denebilecek kadar geniş bir literatürün kuyumcu hassasiyetiyle taranıp eş adaylarına öz hâlinde sunulduğu yoğun bir çalışmanın ürünüdür.

 

 

Genç beyinler Genç Beyin tişörtü giyerler!

Genç Beyin tişörtü hemen bitti, kumaş ve dikiş kalitesini artırarak yeni bir üretim daha gerçekleştirdik!

 

 

Bir ömür süren resim

Kral çok güzel bir deniz manzarası çizmesi için ülkenin en iyi 2 ressamını çağırır. Resimlerden hangisini beğenirse onu alacak, ressama yüklü meblağ ödeyecektir. Ressamlardan biri yaşlı ve tecrübeliyken, diğeri çok gençtir.

 

 

Romalı generalin ibretlik hikâyesi (İradeye hâkimiyet budur!)

Roma ve Kartaca denizin iki tarafında, karşıkarşıya bulunan iki şehirdi. İkisi de çok güçlü ordulara sahipti. Aralarında savaş çıkacaksa uzun ve dehşetli olacağı kesindi. Maalesef bu iki büyük şehir dost değillerdi. Sonunda düşmanlık hissi savaşa sebep oldu. Savaş uzun sürdü. Savaşın nasıl sonuçlanacağını kimse bilemiyordu. Bazen zafer Roma’dan taraf oluyor, sonra yine Kartaca’ya dönüyordu. Bazen Roma, bazen de Kartaca kazanacak sanılıyordu. Bu şekilde savaş birkaç yıl sürdü. Bir çarpışma sırasında Kartacalılar Roma generallerinden Regulus’u yakalayıp esir ettiler.

 

 

Okuyun, siz de mutlu olun!

Dikkat! Mutlu ve huzurlu olma sebepleri sizde de var! Bütün zorluk ve sıkıntılarınıza rağmen siz de mutlu ve huzurlu olabilirsiniz. Şu kıssayı sonuna kadar okuyun, sahiplerini mutlu kılan şeye sizin de sahip olduğunuzun farkına varın. Gözleri görmeyen, ayakları yürümeyen kötürüm adamı mutlu kılan varlığın sizde daha fazlasıyla mevcut olduğunu unutmayın: Gözleri yumuk, ayakları çarpık kötürüm adam yol kenarındaki ağacın gölgesinde ellerini açmış; görmeyen gözleriyle boşluğa yönelerek dua ediyor:

 

 

Hak hukuk anlayışındaki muazzam fark

İslâm'ın doğduğu 6. asırda dünyadaki iki büyük devletin, yönettiği halkına karşı tutumuna kısaca göz atalım. Sonra İslâm'ın başlattığı yönetim örneğiyle kıyaslamasını yapabiliriz. O günkü iki büyük devletten biri İran'ın ateşperest hükümdarı, koyduğu vergileri anlatmak için halkı topladığı meydanda konuşurken bir fakirin feryadına muhatap olur:

 

 

Müthiş bir ikna örneği (Fevkalâde!)

227'de vefat eden Bağdat'ın büyük velisi Bişr-i Hafî'nin mezarının yanına Bağdatlı Şeyh Ebûbekir de mezar kazdırmıştı. Kabrinin başında haftada bir hatim okuyup dönüyordu. Ne var ki kendinden önce meşhur tarihçi Hatib-i Bağdadî vefat etti (463). O da Bişr-i Hafî'nin yanına gömülmesini vasiyet etmişti. Kendisi için hazırladığı mezarı muhaddis ve müverrih Hatib-i Bağdadî'ye vermesini rica ettiler ama şeyh razı olmadı. Bu defa şeyhin babasına müracaat ettiler. Kendisi gibi âlim olan babası Ebû Sa’d oğluna şöyle bir soru sordu:

 

 


TUTUŞTURAN YAZI

Parlamento üyesi, yazar oldu, bugün saatte 20 bin $ kazanan ABD’nin en önde gelen konuşmacılarından biri!

Zekâ özürlüler sınıfından ünlü yazar olmaya giden yol

5. sınıftayken birgün arkadaşımı görmek için onun sınıfına gittim ve sıralardan birine oturdum. Az sonra dersin öğretmeni Bay Washington içeri girdi ve biraz sonra da benden tahtaya çıkıp birşeyler yazmamı istedi. Kendisine bunu yapamayacağımı söyledim. “Niye?” diye sordu. Bu sınıfın öğrencisi olmadığımı söyledim. “Farketmez!” dedi, “Tahtaya gel!” Yine yapamayacağımı söyledim. Tekrar “Niçin yapamazsın?” diye sordu. Bir süre sessizce durduktan sonra “Efendim!” dedim:

 

 

 

Ölüm meleğinin cevabı

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ensardan birinin başı ucunda ölüm meleğini gördü. Ona hitaben dedi: “Ey ölüm meleği! Dostuma iyi muâmele et. Zira o bir mümindir.” Ölüm meleği cevaben dedi:

 

 

Avukatın maaşı niçin doktorunkinden fazla?

İşadamının senelerdir hastalanınca gittiği doktoru ve her türlü hukukî meselede başvurduğu avukatı varmış. Sık sık onlardan ne çok memnun kaldığını vurgularmış. Ancak günün birinde doktor, avukatın kendisinin aldığı ücretten çok fazlasını aldığını duymuş; bunu işadamına sormadan edememiş, aldığı cevapsa gayet ilginçmiş:

 

 

Sigaradan tiksinmeme tavan yaptıran olay

İlimizin en büyük ve tarihî camisinde ikindi namazını kılayım da mânen şarj olup kendime geleyim dedim. Farz için safa girdim ama solumdaki adamın afedersiniz leş gibi sigara kokmasıyla irkildim! Bıyıklarının burun deliklerine denk gelen kısmı sapsarı olan adamın yüzü de kül rengine dönmüştü sanki. Yerimi değiştirmek istedim, fakat bu çâre değildi; gelen kişi aynı çileyi 4 rekât farz boyunca çekecekti! İnanın milim abartmıyorum, lütfen yazımı yayınlarken burayı makaslamayın:

 

 

Başarılı eleştiri İŞTE BÖYLE OLUR!

Calvin Coolidge cumhurbaşkanlığı sırasında sekreterine “Bugün ne güzel giyinmişsiniz! Siz gerçekten zevkli bir bayansınız!” dedi. Sekreter bu iltifat karşısında şaşırdı, memnun da oldu. Ama Coolidge sözlerini şu şekilde tamamladı:

 

 

10 adımda STRES ANALİZİ

1. Stres faktörlerinizi belirleyin. 2. Boş sayfaya nelerin sizde (olumlu ya da olumsuz) strese yol açtığını madde madde yazın, en az 5 madde belirleyin.

 

 

Mevlânâ çiçeği (Fesübhânallah!)

Kırşehir'de makine mühendisi Ömer Çetiner tarafından çekilen çiçek resminde ortaya çıkan semazenler görenleri hayrete düşürüyor. İşte Sütleğen Çiçeği'ndeki semazenler!

 

 

Hz. Mevlânâ’nın çok içli bir duâsı

Yâ Rabbî! Halimize bakarak muâmele etme. Kendi ikram ve ihsanına göre muamele eyle. Yâ Rabbî! Kerem ve lütfunla hidayet ettiğin kalbi tekrar dalâlete (sapıklığa) meylettirme. Belâları bizden sarfeyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim!

 

 

7 BAHTİYAR KİŞİ

Ebû Hureyre (ra) anlatıyor: “Rasûlullah (sav) buyurdular ki: ‘7 kişi var, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde kendi gölgesinde gölgeler:

 

 

Hazır cevaplar

Özel görevle İran’a gönderilen Muhlis Çelebi İran şahıyla konuşurken şahın adamlarından biri kibirlenir ve eliyle işaret ederek “Bu taçlar bizim imanımızdır!” der. Muhlis Çelebi sakin sakin sorar: “Öldüğünüzde bu taçlarla mı gömülüyorsunuz?” “Hayır!” “O halde siz kabre imansız giriyorsunuz!”

 

 

Mâziyle alâkayı kesmek böyle mahçup etti!

Hamdullah Suphi Tanrıöver tek parti (CHP) hükümetinin Maarif Vekilliği'ni yaptığı yıllarda Bükreş'te elçi olan Yugoslavya'nın büyük şairlerinden birini İstanbul'a davet eder. Gayesi İstanbul'un güzelliklerini gösterip şiir yazdırtmaktır. Bunun için dolaşırken Süleymaniye Camiî'ne de uğrarlar. Camiden çıktıktan sonra şair ve iki arkadaşı böyle muhteşem camiyi yaptıran "Muhteşem Süleyman" Kanunî'nin türbesini ziyaret etmek isterler.

 

 

Bu 2 soruya cevap verebilecek misiniz?

Eski Mısırlılar’da ölüme dair şöyle güzel bir inanç varmış: İnsan ölüp ruhu cennetin kapısına gelince kapıdaki görevli iki soru sorarmış:

 

 

Fakirliğe sebep olan 3 KRİTİK DAVRANIŞ

Önce şunu belirtelim ki; diğer musibetler gibi fakirlik de bazen sırf bir imtihan, bazen sevgili bir kulun derecesinin yükselmesine yönelik olarak verilir, bazen de günaha keffaret ve ceza olarak verilir. “Belâlara en fazla müptelâ olanlar peygamberler, evliyalar ve sırasıyla onlara benzeyen kimselerdir” meâlindeki hadîs-i şerîften musibetlerin sadece ceza değil; yakınlık, üstünlük göstergesi olduğu da anlaşılmaktadır. Bunu belirttikten sonra fakirliğe sebep olan davranışlara geçebiliriz:

 

 

Bu çığlığı işiten dengesini kaybeder, kendine gelemez!

Aynı mahallede oturan iki adam vardı. Çocuklukları da o mahallede geçmişti. Bu samimî arkadaşlardan biri babasının yolundan gidip tüccar, diğeriyse okuyup âlim oldu. Artık araları eskisi gibi değildi. Tüccar olanı aşırı mal şımartmış, dinden uzaklaştırmıştı. Zamanla Allah’ı da inkâr eder hale gelmişti. Arkadaşı buna çok üzülüyor, düzelmesi için dua ediyordu. Kaç defa yanına gidip onunla sohbet etti. “Arkadaşım! Boşver bu eski lâkırdıları! Dünyaya bir kere geliyorsun.

 

 

BU BAKKALI tanıyor musunuz?

Yıl 1917’ydi. Ailesinin para durumları yüzünden okuldan atılan genç evinin altındaki dükkâna bir sandık ayakkabı lastiği, bir sandık şeker, birkaç teker kaşar peyniri, zeytin, makarna gibi mallar koyarak bir nevi bakkal dükkânı haline getirdi. İşini en iyi yaptı, dükkânını erken açtı ve hep temiz tuttu. İnsanlarla da arası iyiydi. 10 senede çok iyi paralar kazandı, işini büyüttü ve bu paraları da akıllıca yatırımlar yaparak kullandı.

 

 

Kılıçtan keskin, ordudan üstün kılıç

İbadette ihlâs (sırf Allah’ın rızasını hedeflemek) nasıl olurmuş, Hz. Ali’den (ra) öğrenin. Allah’ın arslanı savaşta bir yiğidi altetti, hemen kılıcını çekip üstüne saldırdı. O müşrikse Peygamber'in, her velinin övündüğü Hz. Ali'nin yüzüne tükürdü. Hz. Ali derhal kılıcı elinden attı, onunla savaşmaktan vazgeçti. Savaşçı er bu işe, bu yersiz af ve merhamete şaşıp kaldı. Dedi ki:

 

 

Sadece kötülere dua eden vaiz

B ir vaiz vardı. Minbere çıktı mı yol kesenlere duaya başlar, ellerini kaldırıp “Yâ Rabbî! Kötülere, fesatçılara, isyancılara merhamet et! Hayır sahipleriyle alay edenlerin hepsine, bütün kâfir gönüllülere merhamette bulun!” derdi, kötülerden başkasına duada bulunmazdı. Ona “Hiç böyle bir âdet görmedik. Sapmışlara dua etmek mürüvvet değildir!” dediler. Cevap verdi:

 

 

Namazın 50 vakitten 5 vakte indirilmesi nasıl gerçekleşti?

Hz. Ebû Zer (ra) Rasûlullah’tan (sav) rivayet ediyor: “Ben Mekke’deyken evimin tavanı yarıldı ve oradan Cibril indi, göğsümü yardı, zemzem suyuyla yıkadı. Sonra da içi hikmet ve iman dolu altın bir kap getirdi, onu göğsüme döktü, sonra da orayı kapattı. Sonra elimden tuttu ve beni dünya semasına yükseltti. Dünya semasına geldiğimde Cibril semanın kapıcısına ‘Aç!’ dedi. Bekçi de ‘Kim o?’ diye sordu. Cibril ‘Cibril!’ diye cevap verdi. Kapıcı ‘Yanında kimse var mı?’ diye sordu. Cibril de:

 

 

Küçük iyiliğin BÜYÜK mükâfatı (Ruh mimarından ibretli bir tablo)

Cüneyd-i Bağdâdî anlatıyor: “Bir mecusî vardı, ateşe tapardı. Kış günü onu kuşlara yem verirken gördüm. Konuştuk: ‘İman olmayınca ve İslâm dinine girmeyince bu yaptığın iyiliğin faydasını göremezsin, Allah iyiliği ancak imanla kabul eder. Gel İslâm dinine gir!’ ‘Kabul etmezse bile bu yaptığım iyiliği görüp bilmez mi?’ ‘Elbette görür ve bilir!’ ‘Eh, bu da bana kâfidir!’ 

 

 

YÜZ KARASI! (Asla unutulmamalı!)

1. Dünya Savaşı (1914-1918) yıllarıydı. Memleketin genelinde büyük sıkıntılar çekiliyordu. Açlık ve kıtlık kapıya dayanmıştı. Halk yarı aç yarı tok süpürge tohumu yiyordu. Çok sert cezalara rağmen yolsuzluklar bu karışık zamanlarda alıp başını gitmişti. Namuslu insanlar açken namusuz fırsatçılar fırsatın canını çıkarmaktaydı. Devrin Sadrazamı Talat Paşa’nın (1874-1921). kalabalık ailesi vardı. Ve o günlerde sadrazamın sofrasında arpa, süpürge tohumu, nohut gibi şeylerden mâmul ekmek konuyordu. Aile efradı aylardır beyaz ekmeği görmemişti. Beyaz ve yumuşak ekmek üretiliyorsa da sadece hastanelere veriliyordu. Tabiî bir de fırsatçı zenginlerin sofralarında vardı beyaz ekmek. Tıpkı 2. Dünya Savaşı’nda (1939-1945) da olduğu gibi. İşte o günlerden birinde erzak işleriyle vazifeli Topal İsmail Hakkı Paşa hastane için üretilen beyaz ekmeklerden bir kucak kadarını Sadrazam Talat Paşa’nın evine gönderdi. Ev halkı kaç zamandır hasretini çektiği beyaz ekmeği görünce çok sevindi. Paşaya sürpriz olsun diyerek söylemediler. Akşam yemeğinde herkes sofraya oturunca beyaz ekmekler dilimlenmiş olarak getirildi. Osmanlı Devleti’nin Sadrazamı Talat Paşa hayretle sordu:

 

 

Kazancın en tatlısı

Sultan I. Mahmud (1696-1754) kuyumculuk zanaatine pek meraklıydı. Eli de bu işe yatkındı. Boş vakit buldukça birşeyler yapar, yaptıklarını da sattırıp elde ettiği kârla hususî ihtiyaçlarını görürdü. Bundan gayet büyük haz duyardı. Yine birgün devlet işlerinden vakit bulup kuyumculuk ederken vezirlerden biri yanına gelip

 

 

Komutan bu işte!

Moğol hükümdarı Cengiz Han’ın (1155-1227) “zulm ile âbâd” olduğu günlerdi. Orta Asya’nın ortalarından bir çekirge âfâtı gibi yayıla büyüye ilerleyen Moğol ordusu nihayet, pekçok İslâm beldesini de kan ve gözyaşıyla çizdiği sınırlarının içine katıverecek kadar irileşip genişledi. Hiçbir ordu bu istilâcı Moğollar’ın karşısında duramıyordu. Cengiz Han’ın askerleri önlerine çıkan herşeyi kara ve keskin orağın buğday başaklarını biçivermesi gibi biçiyor; ne taş üstünde taş, ne omuz üstünde baş bırakıyordu. Harzemşahlar’ın ülkesi de Moğol zulmünden nasibini almıştı.

 

 

MISIR ATASÖZLERİ

Mısır (Arapça: Mısr/Masr) Arap Cumhuriyeti Kuzey Afrika’nın Nijerya’dan sonra 2. kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük kısmı Nil boyunca yerleşir. Başşehir Kahire. Yüzölçümü 1.001.450 km2, 30. en geniş ülke, nüfus 81.713.520 (2008). 26 Temmuz 1952’de bağımsız oldu (İngiltere’den). En zengin 31., en müreffeh 115. ülke.

 

 

O’na (sav) bağlılık örnekleri

İmam-ı Şafiî Hazretleri’nden: “Rasûlullah ve eshabının yolunda olmayanı havada uçar halde de görsem yine doğruluğunu kabul etmem!”

 

 

Ateşin pişirmediği hamur

Sah-ı Nakşibend Hazretleri Rasûlullah Efendimiz’in (sav) bütün sünnetlerine harfiyyen uyar, yaptığı herşeyi yapmaya gayret ederdi. Asr-ı saadette birgün Efendimiz (sav) ashabıyla ekmek pişirmek istemişlerdi. Peygamberimiz ve ashabdan bir grup herbiri bir parça hamuru ellerine alıp tandıra koymuşlardı.

 

 

Büyük zatlar şaka (latîfe) YAPABİLİRLER Mİ?

Hindistan’ın büyük velilerinden Şeyh Tac’ın talebesi anlatıyor: “Mecliste hocamızla birlikteydik. Hocamız bize yüksek hakikatlerden bahsediyor, ruhumuza feyizler saçıyordu.

 

 

Japonlar’dan millî şuur dersi!

Eğitim uzmanı Japon heyeti davetle geldikleri Türkiye’deki araştırmalarını tamamlayıp Başbakan Turgut Özal’ın huzuruna çıkar, gençlerimizin eğitim yetersizliğini şu soğuk cümlele ifade ederler: “Bu eğitimle gençlerinize millî şuur vermeniz mümkün değil!” Şok etkisi yapan bu tesbitten sonra sorular peşpeşe gelir:

 

 

Arıcılara müjde! (Deneyin!)

Osmanlı medreselerinin ders programı sadece fıkıh, hadis, tefsir gibi klâsik ilimlerden oluşmuyordu. “Riyazî ve tabiî ilimler” başlığı altında cebirden müziğe, fizikten coğrafyaya birçok dalda eğitim veriliyor, eserler telif ediliyordu. Hatta klâsik ilimlerde meşhur âlimler riyazî ve tabiî ilimlerde de hatırı sayılır eserler verip hayatı bütün yönleriyle kavrayabildiklerini gösteriyorlardı. Bilhassa tabiî ilimlerde yazılan eserlerde tecrübe edilmiş uygulamalara yer veriliyordu. Bazen uygulamalar inanılması güç tılsımlı reçeteleri ihtiva ediyordu. Bu ilginç reçetelerden biri meşhur Hekimbaşı Mustafa Behçetî’nin 1830’larda kaleme aldığı “Hezar Esrar (Bin Sır)” eserinde yer alır. Kitaptan orijinal diliyle alınan satırlar arıcılıkla ilgili tecrübeyi bakın nasıl anlatıyor?

 

 

Üslûptan anlayan sultan

Yavuz Sultan Selîm birgün nasıl olduysa gönül ehli şair Hikmet'i yanlışlıkla üzüp yanından uzaklaştırmış. Hikmet de diyar diyar dolaşıp yerleşecek yer aradıktan sonra nihayet Van Müftüsü'nün yanında kâtip olarak çalışmaya başlamış. Aradan hayli zaman geçtikten sonra Yavuz şairi tekrar bulmak istemiş. Fakat ara ki bulasın! Şair sanki yer yarılmış da içine girmiş. Düşünmüş, taşınmış, aklına bir fikir gelmiş: “Bir mısra yazayım, yarışma düzenlensin. Mısramı beyte tamamlayıp en güzel mısrayı yazana mükâfat vereceğimi ilân edeyim. Şüphesiz şair Hikmet de dayanamayıp katılacaktır. Onu üslûbundan tanırım!” Sonra şu mısrayı yazmış:

 

 

Dedikoducuya ders

Adam dost meclisinde dostlar arasında sohbet edilirken söze karıştı ve mecliste olmayan başka biri aleyhinde dedikoduya başladı. Orada bulunan büyük bir âlim adama doğru yüzünü çevirdi ve şunları söyledi:

 

 

Mısır koçanındaki sır

Her soyduğunuz koçanın sıralarını sayın, tek sayılı sırası olan mısır bulursanız tarihe geçersiniz. Zira bütün mısırların sıraları çifttir! Ne müthiş tasarım değil mi?

 

 

Titizlikle seçilmiş SEVİYELİ FIKRALAR

Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaşlarında çok eski 3 arkadaştır. Birgün Huriye Nuriye’ye telefon eder, Düriye’ye gitmeye karar verir ve giderler. Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar, içerler. Sonra Düriye yine “Ay kusura bakmayın unuttum, birer kahve yapayım da içelim!” der. Huriye ve Nuriye birşey demez ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Düriye yine “Size bir kahve bile yapmadım, hemen yapayım da içelim!” der ve yapıp getirir. Bizimkilerde yine itiraz yok. Akşama doğru Huriye ve Nuriye kalkar, yola düşerler. Yolda bastonlarıyla yavaş yavaş yürürlerken aralarında şu konuşma geçer: Huriye: “Kız Nuriye, gördün mü Düriyeyi? Ne kadar pinti olmuş. Bize bir kahve bile ikram etmedi!” Nuriye: “Kız Düriye’yi ne zaman gördün?”

 

 

Bu kadar da olmaz ki!

Siz hiç karanlıkta iyi göremediğiniz için yakıt deposunun tam dolup dolmadığını çakmak yakarak kontrol etme cesaretini kendinizde buldunuz mu? Şehirlerarası otobüs terminalinde otobüse mazot alan muavin Z. T. deponun tam dolup dolmadığından emin olmak için çakmak çakarak kontrol etmek ister. Sonuç: Buharlaşan mazotun parlaması ve muavinin yanık tedavisi için hastaneye kaldırılması.

 

 

Şiir çalınır ama şair de çalınır mı?

Belh şehrindeki biri meşhur şair Enverî’nin şiirlerini kendi şiirleri gibi okuyan, üstelik de Enverî olarak tanınan bir adamın yanına gider ve “Sen Enverî’yi tanır mısın?” diye sorar. Adam

 

 

Hassas bir imtihan (Ehl-i dil olmak kolay değil!)

Kanunî Sultan Süleyman’ın vefatından sonra yerine oğlu 2. Selîm padişah olup tahta geçti. Birgün saltanat kayığıyla Boğazı gezmek için çıktı. Giderken Boğaz’daki bazı yerleri yanındakilere soruyordu. Beşiktaş’a geldiklerinde kendisine “Sultanım! Burası Beşiktaş’tır ve Yahya Efendi Hazretleri oturur. Buraları o ihya etmiştir” dediler. Sultan Selîm “Yahya Efendi nasıl biridir?” diye sordu.

 

 

Annelik sınavı (Babalar kızmasınlar ama…)

Kadın 4 yaşındaki kızını yürüyüşe çıkarmıştı. Küçük kız yerden birşey bulup ağzına götürdü. Anne zamanında davranarak elinden aldı ve bunu bir daha yapmamasını söyledi. “Niye?” diye sordu küçük kız. Anne açıkladı: “Çünkü o yerdeydi. Nereden geldiğini bilmiyorsun. Kirli ve muhtemelen...

 

 

HERŞEYE RAĞMEN yaşamayı sevdirecek OLAY
(“Hayat çekilmez!” deme, bu yazıyı oku!)

“Ortalık fitne fücur doldu, hayat çekilmez oldu, sıkıntılarımız arttı, ölmek yaşamaktan hayırlı hale geldi!” diye düşünenlere: Tabiînin ileri gelenlerinden Süfyan-ı Sevrî (95161 Basra), Vüheyb ve Yusuf b. Esbat Basra'da biraraya gelmişler; ekonomik, sosyal, siyasî sıkıntıların zirveye ulaştı€ı günlerinin zorluklarını konuşuyorlardı. Sohbet arasında Sevrî der ki: “Ortalık iyice bozuldu, Emevi-Abbasî çekişmesi bizi de içine alacak neredeyse! Taraflar bizi de âlet edecekler kendi zulümlerine!

 

 

ETKİLİ KONUŞMA (HİTABET) VE DİKSİYON

 
 


Genç Beyin Seminerleri MİLAT oluyor!

ETKİLİ KONUŞMA (HİTABET) VE DİKSİYON

Artık daha az konuşacak; daha çok etkili ve ikna edici olacaksınız!

• Hitabetin teknik, yardımcı ve esas özellikleri
• Konuşmayı etkisizleştiren tuzaklar
• Psikolojilere hitap etme
• Zihni canlı tutma
• Hitabette ikna
• Harekete geçirme
• Çarpıcı örnekler verme
• Anadili iyi kullanma
• Sorularla başetme becerisi
• Akılda kalma
• İdeal imaj ve kişilik yansıtma...

Tarih: 11 Tem. ve 1 Ağus. (Cumartesi)
Eğitimci: Abdülkadir Akgündüz
Yer: Genç Beyin Seminer Salonu
Saat: 10:00-13:00 arası
Yatırımınız: KDV hariç 150 TL.
Bir gün önce saat 17’ye kadar yer ayrılmalıdır. Eğitim Belgesi verilmektedir. Bilgi ve rezervasyon: 0 212 533 97 00-533 50 55

 

 

ETKİLİ SATIŞ TEKNİKLERİ

 
 


Etkili Satış Teknikleri


Ne iş yaparsanız yapın, bu seminer size artı bir değer katacaktır!

• Satıştan önce, satış esnasında, satıştan sonra yapmanız gerekenler
• Satışın yeni tanımı
• Bir ürün veya hizmet nasıl ilgi görür?
• Rekabette üstün gelmenin incelikleri
• Malınızı alıcının gözüyle satma yolları
• Ciroyu artırmanın “farkedilmeyen” sırları
• Satışları artıracak YENİ uygulamalar

Tarih: 4 ve 25 Temmuz (Cumartesi)
Eğitimci: Abdülkadir Akgündüz
Yer: Genç Beyin Seminer Salonu
Saat: 10:00-13:00 arası
Yatırımınız: KDV hariç 150 TL.
Bir gün önce saat 17’ye kadar yer ayrılmalıdır. Eğitim Belgesi verilmektedir. Bilgi ve rezervasyon: 0 212 533 97 00-533 50 55

 
     
 

KARARSIZLIKLA VE CESARETSİZLİKLE BAŞAÇIKMA YOLLARI

 


 

 



Kararsızlık ve cesaretsizlikle başaçıkma yolları

ÜCRETSİZ seminere davetlisiniz! Sadece 1.5 saatinizi ayırın, siz de DEĞİŞİN!

Tarih: 4 Temmuz 2009 Cumartesi
Eğitimci: Abdülkadir Akgündüz
Yer: Genç Beyin Seminer Salonu
Saat: 16:00-17:30 arası (Programa 20 dakika kala salonda olunuz. 5 dakikadan fazla gecikenler salona alınmazlar. Lütfen çocuk getirmeyiniz!)

 
     
 

BAŞARIYI YAKALAYANLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

 
 
Başarıyı yakalayanların ortak özellikleri

ÜCRETSİZ seminere davetlisiniz! Sadece 1.5 saatinizi ayırın, siz de DEĞİŞİN!

Tarih: 11 Temmuz 2009 Cumartesi
Eğitimci: Abdülkadir Akgündüz
Yer: Genç Beyin Seminer Salonu
Saat: 16:00-17:30 arası (Programa 20 dakika kala salonda olunuz. 5 dakikadan fazla gecikenler salona alınmazlar. Lütfen çocuk getirmeyiniz!)
 
     
 

TUTUŞMA VE TUTUŞTURMA BECERİSİ NASIL GELİŞTİRİLİR?

 
 
Tutuşma ve tutuşturma becerisi nasıl geliştirilir?

ÜCRETSİZ seminere davetlisiniz! Sadece 1.5 saatinizi ayırın, siz de DEĞİŞİN!

Tarih: 25 Temmuz 2009 Cumartesi
Eğitimci: Abdülkadir Akgündüz
Yer: Genç Beyin Seminer Salonu
Saat: 16:00-17:30 arası (Programa 20 dakika kala salonda olunuz. 5 dakikadan fazla gecikenler salona alınmazlar. Lütfen çocuk getirmeyiniz!)
 
     
 

İRADEYE HAKİM OLMANIN İNCELİKLERİ

 
 
İradeye hakim olmanın incelikleri

ÜCRETSİZ seminere davetlisiniz! Sadece 1.5 saatinizi ayırın, siz de DEĞİŞİN!

Tarih: 1 Ağustos 2009 Cumartesi
Eğitimci: Abdülkadir Akgündüz
Yer: Genç Beyin Seminer Salonu
Saat: 16:00-17:30 arası (Programa 20 dakika kala salonda olunuz. 5 dakikadan fazla gecikenler salona alınmazlar. Lütfen çocuk getirmeyiniz!)

Salonumuz çok büyük olmadığından ÜCRETSİZ seminerlere İLK DEFA katılacakları bekliyoruz!
 
     

© Bu sitenin bütün hakları saklıdır ve Abdulkadir AKGÜNDÜZ'e aittir, yazılı izinsiz kullanılamaz.